Pazar, 22 Ekim 2017

“Aziz Şehidin Ardından – Kuteybe Turki”

Şam sahasından Al Kuvvah, ABD saldırısında Ekim 2016’da şehid olan komutan Kuteybe Turki hakkındaki şahidliğini yazdı.

– – –

Hamd, muttakilerin velisi olan ve din düşmanlarını yenik düşüren Allahu Teâlâ’ya aittir.

Salatın en güzeli ve selamın en mükemmeli, büyük hesap günü olan kıyametin biraz öncesinde kılıçla gönderilen, rızkı mızrağının gölgesi altında bulunan, zillet, horluk ve alçalmanın emrine muhalefet edenlere verildiği şanlı elçisi Resulullah’a (s.a.v.) ve O’nun bize öğrettiği şekilde yolundan giden, şirkten beri olmuş bütün Müslüman, mücahid kardeşlerimize olsun…

Osman bin Affan (radiyallahu anh) şöyle dedi: Resulullah’ı (s.a.v.) işittim şöyle buyuruyordu:

“Allah’ın yolunda bir gün geçirmek, diğer zamanlardaki bin günden daha hayırlıdır.” (Nesai)

Hiç şüphesiz cihad dünya ve ahiretin bereketidir. Bir saat cihad safında durmak 60 yıl ibadet ile geçen bir hayattan daha hayırlı ise sonu şehadet ile biten cihad dolu bir hayatın o kişiye neler kazandırabileceği hayal dahi edilemez.

Ahireti isteyenler cihad etsinler. Dünya hayatının huzurunu isteyenler, insanlığı tanımak isteyenler, sosyal hayatın gerçeklerini öğrenmek isteyenler, en güzel dostlukları, dünyanın en lezzetli heyecanlarını yaşamak isteyenler cihad etsinler. Vallahi krallar ve varisleri mücahidlerin içinde bulunduğu huzur ve lezzeti anlayabilselerdi, onu kazanmak için silahlarıyla savaşırlardı.

Dünya siyasetini anlamak isteyenler de cihad etmelidirler. Cihad hayatı, mücahidlere en üstün siyaset biliminin öğretimini en kısa zamanda en gerçekçi şekli ile sunar. En değerli hikmet ve feraset mektebi elbette kutsal cihad medresesidir.

İşte böylesine muhteşem faydaları olan cihad yolunda birbirinden değerli öyle insanlarla tanışırsınız ki, aniden gelen şehadet haberi ile “inna lillah ve inna ileyhi raciun” sözü uzun sessizlik öncesindeki son cümleniz olur. Nice beraber yaşamanın lezzetine doyulamayan kararlı ve nur yüzlü genç kardeşimiz işte böylece ani gelen şehadet haberi ile gözyaşlarına vakit bırakmayan şiddetli savaşın ortasında sessiz bir boşluk bırakıp gittiler.

Çok değerli Kadim Mücahid, Şeyhimiz Kuteybe Turki’nin (rahimehullah) şehadetinden sonra onun ardından gelecek mücahidler için faydalı bir nur olabileceği umuduyla onun bazı faziletlerinin genç mücahidlere anlatılması gerekirdi. İşlerin yoğunluğu risaleyi biraz geciktirse de zaman böyle insanların kadrini yüceltmekten başka bir şey yapmayacaktır.

Allah (c.c.) katında kimseyi temize çıkarmayız, Herkesin hesabını görecek olan Allah’tır.

2009’un başlarında tanışma şerefine sahip olduğum bu insan cihad hayatına 1998 yılında Afganistan’da başlamıştı. 2016 Ekim ayının ortalarında Şam sahasında mübarek cihadına devam ederken ABD İnsansız Hava Aracı tarafından vurularak inşallah şehid oldu.

Kuteybe (rahimehullah) ile tanışan herkes onun farklı bir insan olduğunu ilk tanışmasında fark etmiştir. Onunla tanışıp da “Hayatımda böyle birini görmedim” diyen çok insan görürsünüz. Onu ilk tanıdığım saatlerde sıradan biri olmadığını anladım. Üstün ahlakı hemen kendini belli etmişti.

O dönemde El Kaide ABD’nin insansız araçlar ile yaptığı yoğun bombardıman sebebi ile mücahid alımlarını dondurmuştu. Gelenler kesinlikle kabul edilmiyordu. Ayrılmamızdan sonra Kuteybe hakkında duyduğum tek haber, El Kaide’nin adam almama kararından istisna tutulan tek şahsın o olduğuydu. Artık her akşam kaldığımız makara geliyor ve sabah namazı ile ayrılıyordu. Kendisinden istifade edilecek çok fazla konu vardı.

Ondan Amerika ve müttefikleri arasındaki ilişkilerin tafsilatlı malumatlarının yanında, eğer İslam dünyasına etki ediyorsa, Japonya ile İngiltere ya da diğer başka iki ülke arasında ki ilişkilerin emni, siyasi ve askeri olarak hangi boyutta olduğunu konuşma aralarında duyabilirdiniz. Bunun yanında El Kaide’nin uzak düşman stratejisi, misyon ve vizyon yenilemenin yöntemi ve gerekliliği ile alakalı bir çok konuda farklı bilgileri tafsilatıyla kendisinde toplamıştı. Yaptığı nasihatler ders niteliğindeki faydalı oturumlara dönüşüyordu.

El Kaide’nin o dönemdeki dış operasyonlar sorumlusu olan Şeyh Abdul Hafız (rahimehullah) onun hakkında “Türkiyeliler arasında böyle bir adam görmedim.” demiştir. Şeyh Atiye (rahimehullah) kendisi ile ilk görüşmesinden sonra kendisine hareket içinde çok geniş salahiyet vermiştir. Şeyh Atiyetullah Libi (rahimehullah) risalesinde Şeyh Usame’ye (rahimehullah) ondan bahsetmiştir.

Kuteybe (rahimehullah) Irak cihadı ile birlikte Ensar el İslâm ve daha sonra Zerkavi (rahimehullah) ile beraber çalışmıştır. Kendisi ilkini El-Ensar cemaati, diğerini de Zerkavi ile çalışırken olmak üzere iki yerde aynı hatayı yaptığını söyleyerek bu hataya düşmemem için beni uyarmıştı. “Eğer bir Cihad Cemaati ile çalışıyorsan kesinlikle elinde olan gerek vasıflı kardeşler, gerekse lojistik imkânları cemaatine karşı asla kısıtlama. Zerkavi ‘Sen bana beyatlı iken senin sorumluluğundaki kardeşler ve imkânların da bana bağlı olması gerekmez mi?’ demesine rağmen kadromu ve imkânlarımı kendimce muhafaza etme adına tamamen açmamakla hata ettim. Aynı hatayı elhamdulillah Afganistan’da Şeyh Atiyetullah ile karşılaştığımda yapmadım ve bu vesile ile çok hayırlar elde ettim.” derdi.

Afganistan’da 2010 yılında yanımızdan ayrıldıktan sonraki ilk iki sene içinde 2 ya da 3 kez risaleleştik. Her bir risalesini defalarca okumuşumdur. Kendini hikmetli sananlar çok olsa da hikmet ehli insanlar gerçekten de azdır. Şeyh Ebu Katade’nin “El-Cihad ve’l İçtihad” kitabını okumamızı tavsiye ederdi. Gönderdiği risalelerin birinde İslam Devleti kurmak için şer’i kadar kevni yeterlilik gerektiğini de anlatan bir bölümü göndermişti. Ben devlet kuracağım dediğinde elinde sadece şer’i açıklar değil; sosyal ihtiyaçlar, eğitim ve birçok meseleye cevap verebilecek kevni yeterliliğin öneminden bahseden nasihatler içeren bir makaleyi okumamız için göndermişti.

2014 yılında Şam sahasında özlemini çektiğimiz değerli Şeyh ile yeniden karşılaşmıştık. Birçok kimse için kendisi en çok özlenen kimselerdendi. Oturumlarımızda birikimlerinin daha da arttığı fark ediliyordu. Birkaç kere ailesini ziyaret için döndükten sonra artık geri dönmeyeceğini söyleyerek Şam’a kalıcı olarak hicret etti ve bu sebeple daha sık görüşmeye başladık.

Şam sahasındaki emirlerle görüştükten sonra kendisine verilen değerli görevlerle meşgul oldu. Birçok meselede onun görüşü önemli boşlukları doldururdu. Çok geniş bakış açısına sahipti. Kendisini tanıyanların bildiği üzere az konuşurdu. Bilmediği konular konuşulduğunda net bir şekilde bu konularda “Bilgim yok” derdi.

Onunla tanışan akademisyenler arasında kendi konumu ve bilgisine güvenen birçok kişi bir süre sonra ona karşı ihtiramını artırır ve “Peki şu konuda ne düşünüyorsunuz?” diyerek farklı konularda görüşlerini öğrenmeye çalışırdı.

Kuteybe (rahimehullah) birçok olumsuz gibi görünen olaylara bile hüsn-ü zan ile yaklaşır ve çevresine ümit verirdi. Kadim ve Hikmetlilerin sahası Afgan cihadı bile Bülent Tokgöz gibi abilerin acımasız penceresindeki eleştirilerine hedef olmaktan kendilerini kurtaramazken, müşkileler yumağına dönüşen Şam cihadı Kuteybe r.h gibi sakin yapılı ve gelişen bütün olumsuz gibi görünen olaylara karşı daima hüsn-ü zan ile ümit veren şahısların yönlendirmesiyle yol alıyordu.

Şam sahası ile alakalı olarak gelişen süreçte şartlar ne olursa olsun, mücahidlerin daha uygun şartları bulana kadar kesinlikle namlularını soğutmaması gerektiğini nasihat ederdi. Ateşkes v.s. gibi konuların kesinlikle mücahidlerin gündeminde olmaması gerektiğini sık sık tekrar ederdi.

Şam’ın Fetih Cephesi’nin El Kaide ile yollarını ayırması kararına olumlu bakan ve onay verenlerden bir tanesi de yine kendisiydi.

Birilerinin bunu tenazül yani taviz olarak görmesini kabul etmiyordu.

“Eğer Allah muhafaza ilerde saha da ciddi bir kırılma olursa, bizim adımız ‘isimlerinden vazgeçememeleri sebebi ile Şam cihadını heba ettiler’ değil; bunun tam tersine ‘ümmetin ve Müslümanların maslahatı için her şeylerini feda ettiler’ olarak anılmalı.” diyenlerin sözünü savunuyordu.

Şeyh, Kaide Cihad Cemaati içinde en eski olan kıyadelerin arasında idi. Afganistan sahasını Taliban İmaratı’nın bitiş dönemine kadar, Irak sahasını Zerkavi (rahimehullah) sonrasına kadar yakından tahlil edebilme fırsatını yakalamakla beraber, aynı zamanda Afganistan’daki ikinci neslin hikmetli büyükleri ile beraber olma fırsatını yakalayan ender mücahidlerdendi.

Hakkında söylenecek çok daha fazla güzel hasletler olan değerli şeyh, arkasında büyük bir boşluğu birbirini aratır derecede sıkıntılı günlerin arefesinde bırakarak, yıllarca aradığı şehadete 2016 yılının Ekim ayında Amerika İnsansız Hava Aracı (Drone) tarafından vurulduğu sırada kavuştu.

Şehid olmasından hemen önceki gece rüyamda:

“Büyük bir şehrin fethinden dönerken birinin Osman vuruldu dediğini duydum. (Osman, Şeyhin burada ki künyesiydi.) Vurulanın Şeyh olduğunu anladım ve onu görebilmek için hastane odasına girdiğimde onu doktorların yanında yerde kıpırdamadan yatıyor halde buldum. Başını kucağıma aldığımda başından büyük bir yarası olduğunu gördüm. Yüzüne bakarken bir an için tebessüm ederek aşağı doğru akan kanlı şehadet parmağını havaya kaldırdı ve gülmeye başladı ve dedi ki; ‘Vallahi şuan ne gördüğümü bilseniz asla inanmazsınız!’ Sevinci artarak, ‘Vallahi ben Firdevs-i alâ’yı görüyorum! Vallahi ben şuan Firdevs-i alâ’yı görüyorum!’ diyerek sesli olarak tebessüm ettiği bir sırada ruhunu teslim ederken uykumdan uyandım.”

Ertesi gün Halep’teki savaş hattında düşman karşı saldırıya geçmişti. Dört gündür değiştirmeye çalıştığımız mecmuaların çoğu yaralanmıştı ve onları değiştirecek mecmuaları henüz ayarlayamamıştık. Çok önemli bir noktanın düşmek üzere olduğu endişe ve stresi ile boğuştuğumuz bir sırada yanımızdan geçen bir kardeş, “Bugün öğlen ezanı vaktinde İdlib’te casusiye bir araba vurmuş” dedi. Ağırlığı omuzları düşüren ve bir anlığına bütün stresi unutturan haberi duyar duymaz vurulan arabanın Şeyhe ait olduğundan şüphe etmedim.

Şehid olan nice çok değerli kardeşler oldu elbette. Onların içinden Türkiyeli birçok kardeş için gidişi en ağır olanı Kuteybe (rahimehullah) olmuştur.

Kuteybe Turki 1998 yılında genç yaşında aradığı şehadeti 2016 yılında Mübarek Şam beldesinde bulmuştu. Ömrünün yarısını Allah yoluna adamıştı.

Cihad yolunda nice güzel dostluklar, nice unutulmaz insanlar ve beraberce yaşanmış heyecanlar vardır. Cihad hayatı o kadar bereketlidir ki, 60 yılda değişen neslin tecrübesini ve ondan çok daha fazlasının ecirlerini sana birkaç senede sunar. Yıllar, mücahide dünya hayatının cennetini yaşatan pırıl pırıl insanları birer birer alırken, sebat onları tazeler ve geri gönderir.

Burası en seçilmişlerin, derdi tasası Allah’ı (c.c.) birlemek olan ayakları öpülesi binlerce nur yüzlü gencin yanlışlara “Hayır!” demek için silahlarını kaldırdığı izzet yurdudur. Burada genç-yaşlı yoktur, yalnızca ecel vardır. Öyle ki en sevdiğin insanları defalarca kaybettiğinde bile cihad yolunda yapılması gereken işler sendelemesin diye gözyaşlarını tutmak için hep uyanık kalmalı, bir yanınız bir cümle teselli ile… “İnna lillah ve inna ileyhi raciun – Allah’tan geldik ve hepimiz ona döneceğiz.”

Allah yolunda cihad eden mücahidlerin son yıllarda artması elbette Allah’ın (c.c.) yeryüzündekilere olan rahmetinin artmasındandır.

Bununla birlikte doğru yönlendirilmeyen cihad hareketi son yıllarda çokça örneği olduğu üzere büyük bir eşkiyalığa ve katliama dönüşebiliyor.

Abdullah Azzam (rahimehullah) İslam ümmetine cihadı hatırlatırken Şeyh Usame’ler onu doğru hedefe yönlendirdi. Ondan sonra gelenler ise doğru esas ve prensipleri yeni gençliğe öğrettiler.

Konyalı Şeyh Kuteybe, Türkiyeli mücahidlerin hikmetli büyüğüdür. Onun nasihatleri bizler için aydınlatıcı bir ışıktı. İsmi çok fazla duyulan ve tanınan bir kimse olmasa da, hiç şüphesiz Allah’ın (c.c.) milyonlar içinden seçtiği nadir insanlardan biridir. Şeyh Atiyetullah Libi, Şeyh Usame’ye ondan bahsetmiştir.

Kuteybe (rahimehullah) gönderdiği bir risalesinde bir konuyu güzelce açıklığa kavuşturduktan sonra sonuna şunu eklemişti: “Unutma ki cihad, askerlerle değil; komutanlarla ve o komutanların askerlerine gösterdiği gayeler ile devam eder.” Şeyh ne güzel söyledi. Bizden sıkıntı günlerinin arefesinde ayrıldı, yeri doldurulamayacak olan varlığı Türkiyeli mücahidler için aydınlatıcı bir ışıktı. Allah ondan razı olsun.

İşlerimizin sonu daima âlemlerin Rabbi olan Allah’a (c.c.) hamd etmektir.

Yazan: Al-Kuvvah

BU HABERLER DE VAR!

Din İçin Çalışmak Hepimizin Mesuliyetidir

Derdimiz iptal olan hassasiyetlerimizi yeniden kullanıma sokmak ve Müslümanların çoğunun etkilenmeyip tepkisiz kaldığı meseleler karşısında …

YENİ NEŞİD KANALIMIZ(YOUTUBE)

es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh, 850 aboneli Youtube neşid kanalımız, Youtube yönetimi tarafından sebep …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Selsebil Medya

Yeni içeriklere daha çabuk ulaşmak için Telegram kanalımızı takip edebilirsiniz.

KANALA KATIL
KAPAT