Pazar, 22 Ekim 2017

Bal Mucizesi

fft99_mf5099857

“Rabbin bal arısına, dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.”

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ise balın şifa olduğunu şöyle açıklamaktadır:

  • “Üç şeyde şifa vardır: Bal şerbeti içmekte, hacamat ve dağlama yaptırmakta; fakat ben dağlamayı sevmem.”
  • “Size iki şifayı tavsiye ederim: Biri bal, diğeri ise Kur’an’dır.”
  • “Şifa iki şeydedir: Biri Kur’an okumakta, diğeri ise bal şerbeti içmektedir.”

Ebu Saîd el-Hudrî (radiyallahu anhu) anlatıyor. “Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e bir adam gelerek, “Kardeşimin karnı ağrıyor” bir rivayete göre de “Kardeşim ishal oldu” der. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz de “Bal şerbeti içir” buyurmuştur. Adam ikinci ve üçüncü defa gelip hastalığın geçmediğini söyleyince Peygamber Efendimiz yine “Bal şerbeti içiriniz”demişti. Tekrar gelerek “İçirdim fakat ishali ve ağrısı geçmedi” deyince Peygamberimiz(sallallahu aleyhi ve sellem) “Allah sözünde doğrudur fakat kardeşinin karnı yalancıdır”buyurdu. Adamcağız tekrar bal şerbeti içirdi ve hasta iyileşti.”

Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) “Allah sözünde doğrudur” buyurması, Cenab-ı Hakkın şu ayetine işarettir: “Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır.”

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) balı aç karnına suyla birlikte içerlerdi, bunu yapmalarında koruyucu hekimlik açısından ancak zeki ve erdemli bir insanın anlayabileceği açık bir sır vardır.

Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) bal hakkındaki anlattıklarını şöyle açıklayabiliriz:

Bahsedilen olayda adamın karın ağrısı fazla yemekten doğan hazımsızlıktandır. Peygamberimiz(sallallahu aleyhi ve sellem), mide ve bağırsakların birikmiş olan fazlalıkları dışarıya atması için bal içmesini emretmiştir. Zira bal mideyi ve bağırsakları temizler ve fazlalıkları dışarı atar. Mideye, yapışkanlıklarından ve kayganlıklarından dolayı besinlerin yerleşmelerini önleyen yapışkan ve kaygan maddeler sıvanmıştı, midenin cidarlarında liflerin uçlarının oluşturduğu saçaklar vardır, bu saçaklara yapışkan ve kaygan maddeler takılıp kaldıklarında, mideyi ve içindeki besin maddelerini bozar. Bu durumda mideyi tedavi etmek, mideyi bu maddelerden temizlemekle mümkündür. Bal, temizleyiciliği yanında bu hastalığın en iyi ilaçlarındandır. Özellikle ılık suyla karıştırıldığı zaman.

Peygamber Efendimizin bal içmesini tekrar istemesinde açıkça tıbbi yönden bir anlam vardır. Burada anlatılmak istenen şey, ilacın miktar ve dozunun hastalığa uygun olması gerektiğidir. Eğer ilaç az gelirse hastalığı tamamen gideremez. Eğer fazla gelirse vücudun direncini zayıflatarak başka bir hastalığa yol açar. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bal içmesini emrettiğinde, adam hastalığın direncine kâfi gelecek derecede içmemişti. Bu nedenle de hastalık iyi olmamıştı. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine hastanın iyi olmadığı haberi verildiğinde içilen miktarın yeterli olmadığını anladı, hastalığın inat ettiği kendisine iletildiğinde o da tekrarda ısrar etti, böylece içilen ilaç miktarının hastalığın direncine denk olmasını sağladı -Allah’ın izniyle-.

Bal şerbeti hastalığın gerektirdiği kadar içilince Allah’ın izniyle hastalık iyi oldu. İlaçların miktar ve dozlarını, hastalığın ve hastanın gücüne göre ayarlamak, tıp kurallarının en büyüklerindendir.

Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) “Allah doğrudur, kardeşinin karnı yalancıdır.” sözünde bal şerbetinin faydasının gerçek olduğuna işaret vardır. Hastalığın geçmemesi, doğrudan doğruya ilacın kusuru değildir. Ancak içindeki bozuk maddelerin çokluğu nedeniyle midenin ve bağırsakların ilacı kabul etmemesi de buna neden olmuştur. Buna bağlı olarak Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de ilacın tekrar tekrar kullanılmasında ısrar etmiştir.

Bal, arılar tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınan özlerden (nektar) imal edilen çok faydalı bir besindir. Balın rengi, şeker dengesi ve tadındaki farklılık tamamen toplanan nektarlardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, toplandığı nektarlar balın etkisini elbette etkiler ancak rengi ile doğrudan ilgili değildir. Bal üretimi çok büyük bir çaba gerektirir. 450 gramlık saf balı elde edebilmek için yaklaşık olarak 17.000 balarısının 10 milyon çiçeği ziyaret etmesi gerekir. Subhanallah!

Balın Sağlığa Faydaları Nelerdir?

Balın içinde, minerallerin, şekerlerin (glikoz, fruktoz, levüloz ve sayısı 20’yi geçen diğer kompleks şekerler) ve birçok vitaminin yanı sıra az miktarlarda birtakım hormonlar, çinko, bakır ve iyot da vardır. Bu özelliği ile bal tarih boyunca tatlandırıcı olarak kullanılmıştır ve günümüzde de bu kullanım şekli devam etmektedir. Az miktarda tüketildiğinde vücudun ihtiyaç duyduğu miktarda şekeri almak için iyi bir kaynak olabilir ancak aşırı tüketimi fazla şekere bağlı olarak gelişen sağlık sorunlarının önünü açabilir. Tabii burada bahsettiğimiz “doğal, işlenmemiş ve organik” bal. Rafine edilmiş, filtrelenmiş ve sonradan şeker eklenmiş balı faydadan çok zararı olduğu için konu dışında tutuyorum.

Bal bakteri barındırmaz. Bütün canlıların yaşamlarını devam ettirebilmek için bir miktar neme ihtiyacı vardır. Bakteriler balla temas ettiklerinde nemden yoksun kalır, yok olurlar, ayrıca balın asidik tepkisi de bakterilerin yaşaması için uygunsuz bir ortam oluşturur.

İnsan vücudunu etkileyen birçok mikroorganizma balda yok olur. İçinde bakteri barındırmamakla kalmaz aynı zamanda bir bakteri yok edici olarak kullanılır. Örneğin Antibiyotiklere karşı dirençli olduğu bilinen MRSA (Metisiline Reziztans Staf Aureus) bakterisinin bala karşı koyamadığı tespit edilmiştir.

Dr. W.Sackett bal sayesinde tifo mikroplarını 48 saat içinde yok etmiştir. Dizanteri mikropları 10 saat içinde ölmüştür. (Murray Hayt, The World of Bees, Coward Mcnann Inc, N.Y. s.185)

Vücutta kemik ve dişlerin teşekkülünde önemli rol oynayan minerallerin balda bulunuşu, kansız kalmış şahıslar, büyüme ve gelişme çağındaki gençler ve her yaşta insanların beslenmelerinde önemli rol oynamaktadır.

Balda şimdiye kadar on iki değişik enzim olduğu saptanmıştır. Enzimsiz yaşam mümkün olmazdı. Enzimler bütün biyokimyasal süreci organize eder, yönetir, düzene koyar ve hızlandırır. Hastalıkları iyileştirir. Balın içerdiği magnezyum, damarlarda kanın pıhtılaşmasını önler, ayrıca stresin olumsuz etkilerinden korur. Potasyum, bağırsak adalelerinin faaliyetini hareketlendirir. Ayrıca sindirim için polenler de önemlidir. Araştırmalarda alınan sonuca göre, çiçek polenleri ince bağırsak mukozasında dolaşımı hareketlendirir. Dahası, balı yedikten 20 dakika sonra bağırsak cidarının (bağırsak duvarı, zarı) bağışıklık sistemini kuvvetlendiren ve besinler yoluyla alınan zararlı enzimlerin etkisinden koruyan maddelerin bağırsakta serbest bırakılmasında etkili olur. Balda ayrıca vücudun ancak az miktarda üretebildiği Chocin maddesi vardır. Bu nedenle bu madde vücuda günde iki-üç gram verilmelidir. Chocin, karaciğerin yağ metabolizmasını ayarlar ve bu organın yağ bağlamasını önler. Daha fazla bilgi için (http://www.genetikbilimi.com/genbilim/dogalilacbal.html) adresine bakabilirsiniz.

Amerikan Dental Araştırmalar Birliği’nin İllinois Chicago’da düzenlenen ‘Oral sağlık İçin Yararlı Yiyecekler’ konulu sempozyumunda, balın diş çürüğünü önlediği ortaya konmuştur. Daha fazla bilgi için (http://www.dentalgazete.com) adresine bakabilirsiniz.

Son elli yıldır ishalli hastalara serum takılıyor, hasta damar yoluyla tedavi ediliyordu. Bunun pıhtı oluşması ve herhangi bir damarı tıkaması gibi sakıncalarının olduğu belirtilmektedir. Son zamanlarda Oral Rehidratasyon mayil denen şekerli, tuzlu solüsyonlar ile çok daha iyi neticeler elde edildi. Dünya Sağlık Teşkilatı oral tedaviyi bütün dünyaya asrın buluşu olarak tanıtmış ve Brıtish Medical Journal adlı dergide yayınlanan bir makalede de şeker yerine bal kullanmayı tavsiye etmiştir.

Yukarıda birkaç örneği verilen pek çok bilimsel araştırmalar sonucunda balın, gerek içinde barındırdığı vitaminler ve minerallerle gerekse yapısal özellikleri sebebiyle insanlar için tam bir şifa kaynağı olduğu tespit edilmiş olup, yaklaşık 500 hastalığa faydalı olduğu belirtilmiştir. İşte faydalarından ve hastalıklara karşı tatbiki uygulamalarından birkaçı:

İyi Bir Koruyucudur: Anti-bakteriyel özelliğinden dolayı içinde birçok gıda bozulmadan saklanabilir.

Mideye Kuvvet Verir: Baldaki şeker emilimi en kolay olan şeker olması ve hazmı gerektirmediğinden kolayca kana geçer. Ve midedeki fazlalıkları dışarı atar.

Karın Ağrısı: Karın ağrısını geçirir. Bal şerbeti karın ağrılarını çok kısa bir sürede dindirir.

Kansızlığı Giderir: Kan yapıcı özelliğinin yanında hastalıktan yeni kalkmışlara kuvvet verir.

Kabızlık: Bilhassa sıcak bal şerbeti kabızlığı kısa sürede geçirir.

Damarları Açar: Diğer şekerlerin aksine oksijen ile reaksiyona girdiğinde tam yanma meydana geldiği için kanda daha az atık madde bırakır. Kalp adalesine faaliyet ve zindelik vermesiyle kalp hastalarına faydalıdır.

İştah Açıcı: İhtiva ettiği A,B, C ve diğer vitaminler ve mineraller insana zindelik verir.

Şişmanlık: Bal, içerdiği enzimler sebebiyle şişmanlığı önler. Bilhassa ılık bal şerbetinin zayıflatıcı özelliği vardır.

Reflü: Reflüsü olanların hem mide asidini dengelemek hem de ağrıları hafifletmek için sık sık kullandığı yöntemlerden biri de bal ve sirke karışımıdır. Ancak balın reflüye iyi geldiği konusunda yapılmış bir bilimsel araştırma bulunmuyor. Reflünüz varsa bal yiyerek ağrıları önlemeyi denemek size kalmış.

Romatizma: Romatizmal hastalıklarda haricen kullanmak hastayı kısa sürede iyileştirir.

Varis: Varise faydalıdır. Bal, vücudda olan varis ve varis yaralarına masaj yapılarak sürülürse çok faydalıdır.

Alerji: Alerjik vakıalarda pahalı ve zahmetli tedavilerin yerine bir alternatif tedavidir.

Ağrı Dindirici: Balın bilhassa buharı ağrı ve sızıyı birkaç dakika içinde dindirmeye başlar.

Boğaz İltihabını Giderir: Balgamı keser, vücudun pis rutubetini giderir.

Doğal Diş Macunu: Diğer tatlı ve meyvelerin zıttına bal, dişleri ve diş etlerini temizleyip parlatan bir macundur. Dişleri ve diş etlerini mikroplardan korur, ağızdaki yaraları tedavi eder.

Öksürük: Öksürüğü geçirmek için etkili bir çözüm sunan balı sıcak suya 2-3 çay kaşığı ekleyerek tüketebilirsiniz.

Göz: Gözün görme gücünü arttırır. Nar suyu ile karıştırılıp göze sürme gibi çekilirse gözün keskin görmesini sağlar.

İdrar: Söktürür. Mesane yollarını temizler. İltihabını giderir.

Cilde Faydaları: İltihabı önleyen ve bakterileri temizleyen yapısı nedeniyle bal yüzde meydana gelen sivilce tedavisi için önerilen doğal ürünler arasında ilk sırada gelmektedir. Ballı yüz maskeleri sivilce, akne oluşumunu tetikleyen bakteri birikimini engellerken, mevcut sivilcelerin daha kısa sürede iyileşmesine yardımcı olur. Ayrıca nemi hapsederek cildin daha yumuşak olmasını sağlar.

Saçlar: Saçları besler. Saça sürülürse saçları yumuşatır. Uzatır, parlaklık ve canlılık kazandırır. Bitleri öldürür.

Nezle: Nezleyi geçirir. Bal, limonla veya sütle içilirse nezle için çok faydalıdır.

Yaralar: Yaranın üzerine sürerek mikroplara karşı koruma sağlayabilir ve yaranın daha hızlı iyileşmesine yardımcı olabilirsiniz. Yara iyileşene kadar her 12 saatte bir balı tazelemeyi unutmayın.

Köpek Isırması’na karşı faydalıdır. Köpek ısırınca bal şerbeti içilir. Ve köpeğin ısırdığı yere bal sürülür. Kuduz ihtimaline karşı tıbbi tedbirler ayrıca alınmalıdır.

Verem: Özellikle çiçek balı gül ile karıştırılıp sabah akşam yenirse akciğer yaraları ve vereme çok faydalıdır.

Yanıklar: Bal, zeytinyağı ve gress yağıyla karıştırılıp yanan yerlere sürülürse acı, sızı çekilmez. Yanık kısa sürede iyileşir ve izi kalmaz.

Karaciğer: Bal, karaciğer ve göğsü temizler. Baldaki ciholin karaciğerin fonksiyonunu kuvvetlendirir. Ve hücrelerinde toplanan yağın giderilmesi için harekete geçirir.

Sarılık: Balla salatalık rendelenerek yenirse susuzluğu giderir. Kanı temizler. Sarılığı kısa sürede iyileştirir.

Terleme’yi giderir. Bal mumu ile birlikte birkaç gün sakız gibi çiğnenirse burun tıkanıklığı ve bundan dolayı meydana gelen terlemeyi giderir.

İshal’i durdurur. Soğuk bal şerbeti ishale çok faydalıdır. Kısa sürede durdurur.

Alaca: Alaca hastası olanlar en az iki-üç ay sabah aç karnına bir su bardağı bal şerbeti içerse şifa görür.

Kolesterol: Bal “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL kolesterolünü düşürmek için doğal bir alternatif olarak tüketilebilir. Bu konuda yapılan çalışmalarda düzenli olarak bal yemenin toplam kolesterolü ortalama %5 oranında düşürdüğü belirtiliyor.

İlaçların Yan Tesiri’ni önler. Zararlarını nötüre eder.

Büyüme çağındaki çocukların ZEKÂ GELİŞİMİ’ne azımsanmayacak derecede olumlu etkisi vardır. Ayrıca önemli ölçüde CİNSEL GÜCÜ arttırıcı özelliği vardır.

Antioksidan: Bitki kaynaklı besinlerde bulunan ve en etkili antioksidanlar arasında gösterilen “polifenoller” bakımından zengin olan bal, çeşitli hastalıkların önünü açan serbest radikalleri nötralize ederek koruma sağlar. Diyabet nedeniyle kan şekerini kontrol altında tutmanız gerekmiyorsa rafine şeker yerine bal tüketerek kanser, kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının görülme riskini azaltabilirsiniz.

Enerji: Efor gerektiren egzersizler sırasında yeterince enerjik olmadığınızı düşünüyorsanız bir yemek kaşığı bal size istediğiniz enerjiyi sağlayabilir. Früktoz ve glikoz içeriğinin yanı sıra antioksidanlar bakımından da zengin olan bal enerji çikolataları, karbonhidrat tozu veya enerji içeceklerinin yerine doğal bir enerji kaynağı olarak tüketilebilir.

Doğal Tadlandırıcı: Çayınızı, kahvenizi şekerli içiyorsanız, pastane işi tatlılardan vazgeçemiyorsanız ve bunlara ek olarak kilo şikâyetiniz varsa tatlandırıcı olarak doğal balı deneyebilirsiniz. Doğal bal, rafine şekere (beyaz veya esmer şeker) göre daha fazla şeker içermesine rağmen rafine şekere göre çok daha sağlıklı bir şeker kaynağıdır.

Tüm bu sebeplerle beraber şifa Allah (azze ve celle)’dendir.

İstifade Edilen Kaynaklar:

İbn Kayyim el-Cevziyye, et-Tıbbu’n-Nebevi,

(Nşr. Âdil el-Ezherî-Mahmûd Ferec el-Ukde), Kahire 1410/1990, s. 42- 45.

Ali Rıza Karabulut, Tıbb-ı Nebevi, Mektebe Yayınları, İst. 1992.

Mustafa Özer, Alternatif Tıp ve Şifa Sofrası

Encyc. Americana, 1993, USA, Vol.3, Int. Headquartes, Danbury Connecticut, s.444

F. Beck Bodog and Smedly, Honey and Health,Mc. Bride and Co., N.Y., Doree, 1946 Murray Hoyt, The World of Bees, Coward Mcnann Inc, New York, 1965 s.181.

 

Opr. Dr. Muhammed M. BAMJA

BU HABERLER DE VAR!

Çocuklarda Uyku Problemi

ÇOCUKLARDA UYKU PROBLEMİ Birçok ebeveynin ortak problemi, çocuklarını vaktinde yatıramamaktır. Anne baba “Yatma vakti geldi!” …

Depresyon İlaçlarının Zararları

Kalp Çarpıntıları: Depresyon haplarının en çok rastlanılan yan etkisi kalp çarpıntılarıdır. Antidepresan haplarının içinde bulunan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Selsebil Medya

Yeni içeriklere daha çabuk ulaşmak için Telegram kanalımızı takip edebilirsiniz.

KANALA KATIL
KAPAT