Cuma, 20 Ekim 2017

Erkeğin Hanımı Üzerindeki Hakları

A Muslim takes part in a special morning prayer to start Eid-al-Fitr festival, marking the end of their holy fasting month of Ramadan, at a mosque in Silver Spring, Maryland, on August 19, 2012. Muslims in the US joined millions of others around the world to celebrate Eid-al-Fitr to mark the end of Ramadan with traditional day-long family festivities and feasting. AFP PHOTO/Jewel SAMAD        (Photo credit should read JEWEL SAMAD/AFP/GettyImages)

Hz. Hüreyre (Radıyallahu Anh) anlatıyor:
“Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.”
[Tirmizî, Rada’: 10, (1159)]

Dinimiz, Allah’tan başkasına secdeyi şiddetle yasaklamış ve haram kılmıştır. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) İslamî esaslara göre işleyecek, ailedeki kocanın hanımı karşısındaki hukukunun büyüklüğünü ifade etmek için böyle mübalağalı bir üslûba başvurmuştur. İslam’da âile dirliği kocanın hakimiyetine dayandırılmıştır. Ayet-i kerime, âilede erkeğin reisliğini esas kılmıştır, ama bunu nafaka temin etme sebebine bağlamıştır. Nafakanın te’mini itaati gerektiren bir hukuk getirmektedir. Ayet aynen şöyle:

“Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler. O sebeple ki, Allah onlardan kimini (erkekleri) kiminden (kadından) üstün kılmıştır. Bir de (erkekler kendi) mallarından infak etmektedirler. İyi kadınlar itaatli olanlardır…” (Nisa 34).

Aile dirliği büyük ölçüde itaate dayandığı için, itaat meselesi birçok hadiste tekrar tekrar ele alınarak te’yid edilmiştir. Tirmizî yukarıdaki hadisi kaydettikten sonra bu mevzuda Mu’az İbnu Cebel, Sürâka İbnu Mâlik, Hz. Aişe, İbnu Abbâs, Abdullah İbnu Ebi Evfâ, Talk İbnu Ali, Ümmü Seleme, Enes ve İbnu Ömer (radıyallahu anhüm ecmâîn)’den de rivayetler olduğunu belirtir.
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:
“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim, bir erkek hanımını yatağa davet ettiğinde kadın imtina edip gelmezse, kocası ondan râzı oluncaya kadar semada olan (melekler) ona gadab ederler.”
Bazı hadislerde kadının başta gelen vazifeleri arasında zikredilen taat’ın mühim maddelerinden biri, yatağa icâbettir. Erkek yatağa dâvet edince, buna icabet etmesi gerekmektedir. Bazı hadîslerde: “Fırın üzerinde olsa bile..” veya “Havıd (deve semeri) üzerinde olsa bile…” diye, yani “yanda bırakılması zor olan bir işte bile olsa mutlaka emre icabet etsin” manasında te’kid edilmiştir.

Yukarıdaki rivâyet sebepsiz, meşru olmayan bir mâzerete emre icâbet etmeyen, kocasının yatak dâvetine uymayan kadının bu davranışına terettüp eden mânevî müeyyideyi beyan etmektedir: Kocasının davetine icâbet edinceye, kocasını razı ve memnun kılıncaya kadar meleklerin lânetine maruz kalmak… Mü’mine bir kadın için bu pek büyük bir hasâret ve zarardır.

Şârihler, “yatak” kelimesiyle münâsebet-i cinsiye’nin kinaye edildiğini belirtirler. Utanma vesilesi olan meselelerin zikrinde Kur’an ve hadiste sıkça kinâyeye başvurulmuştur, örneği çoktur…

Hz. Câbir’in bir rivayeti şöyle:
“Üç kişinin namazı kabul edilmez ve hiçbir hayırları semaya yükseltilmez:

* Geri dönünceye kadar, kaçan köle;

* Ayılıncaya kadar, sarhoş;

* Râzı edinceye kadar, kocasını darıltan kadın.”

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:
“Ey Allah’ın Resulü! dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?”

“Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeye şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!”

[Nesâî, Nikâh: 14, (6,68)]

Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

“Erkeğe, hanımını ne sebeple dövdüğü sorulmaz.”
[Ebu Dâvud, Nikâh: 43, (2147)]

Dinimiz, bazı şartlarla kadınların dövülebileceğini kabul eder. Bu husus Kur’an-ı Kerim’in şu âyetiyle sabittir:

“Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihâyet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerinde yol aramayın…” (Nisa 34).

* Görüldüğü üzere, kadın keyfi değil, itaatsizliği sebebiyle -Bagavi’nin ifadesiyle “Nikah’ın getirdiği hakların yerine getirilmemesi halinde” – dövülebilecektir. Âyette geçen nüşûz, sivrermek, karşı gelmek, dik başlılık etmek gibi mânalara gelir.

* Nüşûz’undan korkulan kadınlar hemen dövülmez:

** Önce nasihat edilir.

** Nasihattan anlamazsa, ceza olarak yatakta yalnız bırakılır.

** Bundan da anlamazsa en son safhada dövülür. Veda hutbesinde, kadınların şiddetli (yaralayıcı) olmayacak şekilde dövülmesi emredilmiştir.

* Dövmede İslâm’ın vaz’ettiği başka kayıtlar da var:

** Başa vurulmamalıdır.

** Vücudun tehlikeli noktalarına da vurulmamalıdır.

** Çubuk, bükülü mendil gibi yaralayıcı olmayan bir şeyle vurulmalıdır.

** Darbe sayısı had cezası miktarından aşağı olmalıdır. Sayı hususunda ûlemâ ihtilaf eder. Te’dibî vurmaların üç darbeyi geçmemesi umumiyetle benimsenmiştir. Ona kadar vurulabileceğini, hatta daha fazla sayıda vurulabileceğini de söyleyenler olmuştur.

Kocasına, niçin dövdüğünün sorulamayışını âlimler kayda bağlamışlardır. Bu yasak mutlak değildir: “Eğer, dinin cevaz verdiği hudud çerçevesinde dövmüşse” denmiştir.

Şu halde dinin meşru kıldığı şartların dışına çıkarak dövülmesi halinde erkek muâheze edilebilir. Sözgelimi, yaralayıcı şekilde dövmüşse meşru hududu dışarı çıkmış demektir.
Ebu’l-Verd ibnu Sümâme anlatıyor: “Hz. Ali (radıyallahu anh) İbnu Ağyed’e dedi ki: “Sana kendimden ve Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın kızı Fâtıma (radıyallahu anhâ)’dan -ki o, babasına, ailesinin en sevgili olanı idi- bahsedeyim mi?”

“Evet, bahsedin!” dedim. Bunun üzerine:

“Fâtıma radıyallahu anhâ değirmen çevirirdi; elinde yaralar meydana gelirdi. Kırba ile su taşırdı. Bu da boynunda yaralar açtı. Evi süpürüyordu. Üstü başı toz-toprak oldu. (Bu sıralarda) Resûlullah’a bir kısım köleler getirilmişti. Fâtıma’ya:

“Babana kadar gidip bir köle istesen!” dedim. Gitti. Aleyhisselâtu vesselâm’ın yanında bazılarının konuşmakta olduklarını gördü ve geri döndü. Ertesi gün Resulullah Fâtıma’ya gelerek:

“Kızım ihtiyacın ne idi?” diye sordu. Fâtıma sükût edip cevap vermedi. Ben araya girip:

“Ben anlatayım Ey Allah’ın Resûlü” dedim ve açıkladım: “Fâtıma’nın değirmen kullanmaktan elleri yara oldu, kırba ile su taşımaktan da omuzları incindi. Köleler gelince ben kendisine, size uğramasını, sizden bir hizmetçi istemesini ve böylece biraz rahata kavuşmasını söyledim. Bu açıklamam üzerine Resulullah:

“Ey Fâtıma, Allah’tan kork, Allah’a olan farzlarını eda et, âileyin işlerini yap. Yatağına girince otuzüç kere sübhanallah, otuzüç kere elhamdülillah, otuzdört kere Allahekber de. Böylece hepsi yüz yapar. Bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır..” buyurdular. Fâtıma (radıyallahu anhâ):

“Allah’dan ve Allah’ın Resulünden razıyım” dedi. Resulullah ona hizmetçi vermedi.”
Burada, bidayet-i İslâm’da kadınların ev işlerinde çalıştıklarını görmekteyiz. Hatta Hz. Peygamber’in en sevgili kızı Fâtıma’nın, ev işlerinin en ağırını, en çok rahatsız edenini bile yaptığını, bu yüzden ellerinin yara, omuzlarının ezik ve bere içinde kaldığını görmekteyiz. Bu çeşit rivayetler çoktur. Resulullah’ın baldızı Esmâ (radıyallahu anhâ)’nın tarlada çalıştığı, ata yem hazırladığı, at tımar ettiği rivayetlerde belirtilmiştir.

Sadedinde olduğumuz rivayet, bu işleri bir peygamber kızının yaptığını, hizmetçi istediği zaman Resulullah’ın hizmetçi vermeyip ondan daha hayırlı olan bazı tesbihâtı tavsiye ettiğini göstermektedir. Şu halde bu işlerin kadınlar tarafından yapılmasını, Efendimiz normal ve tabiî karşılamış olmaktadır.

Hadisin bazı vecihlerinde, Resulullah, “Suffa Ashabı ihtiyaç içerisinde kıvranırken ben size hizmetçi veremem…” mealinde cevap vermiş, “fazla köle olsa satıp, parasıyla Suffa Ashâbı’nın bazı ihtiyaçlarını karşılamaya çalışacağım” belirtmiştir. Bazı rivayetlerde: “Bedir yetimleri (ihtiyaçta) sizi geçti”; bir başka rivayette: “Ey Fâtıma sabret, kadınların en hayırlısı ailesine faydalı olandır” der. Hülasa hadis, çok farklı vecihlerle rivâyet edilmiştir. Hepsinde pek faydalı ziyadeler var.

Derleyen: Zehra Mâbed

BU HABERLER DE VAR!

Evlilikte Dikkat Edilmesi Gereken İlkeler

Üzerinde düşünülmesi ve tefekkür edilmesi gereken ayetlerden birisi de Allah (subhanehu ve teâlâ)’nın şu buyruğudur. …

41 Madde de Müslüman Bir Erkek Eşinden Ne İster ?

41 Madde de Müslüman Bir Erkek Eşinden Ne İster ? 1) Kendisiyle nikâhlanmanız, İslami açıdan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Selsebil Medya

Yeni içeriklere daha çabuk ulaşmak için Telegram kanalımızı takip edebilirsiniz.

KANALA KATIL
KAPAT