Salı, 25 Temmuz 2017

Evlilikte Dikkat Edilmesi Gereken İlkeler

thumb

Üzerinde düşünülmesi ve tefekkür edilmesi gereken ayetlerden birisi de Allah (subhanehu ve teâlâ)’nın şu buyruğudur. “Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır. (Rum, 21) Ayette de ifade buyurulduğu gibi evliler arasında asıl olan birbirlerini sevmeleri, saymaları, birbirlerine muhabbet ve merhamet etmelidir.

Bu, evlilikle asıl olan bir olgudur. Bu olguları görmezden gelmek ayetin içindeki ibretleri, dersleri ve öğütleri düşünmemekten ileri gelir. Çünkü Rabbimiz (celle celaluhu) yukarıdaki ayetin sonunda “Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır” diye buyurmaktadır. Demek ki düşüncesiz bir topluluk ayetin anlatmak istediği ibretlerden mahrum kalan bir topluluktur. Çünkü Allah (subhanehu ve teâlâ) daha önce birbirini tanımayan çiftler arasında ülfet, muhabbet, sevgi ve saygı yaratmıştır.

Onlar, bir birlerini korur, birbirlerine örtü olur. Onlar, kendileri için istedikleri hayrı birbirleri için de isterler. Onlar, birbirlerinin ayıplarını örterler. Dünya ve ahirette mutlu ve bahtiyar olmak isterler. Dolayısıyla Allah’ın vahyiyle kendisini imar ve inşa eden evli kadın ve koca, dünya ve ahiret mutluluğunu garanti altına alır.

Ayrıca Allah-u Teâlâ evliler arasındaki nizamı ve intizamı kadın ve kocanın nefsine bırakmamıştır. Evlilik müessesesine bir dizi öğütler, ilkeler ve vecibeler vaaz etmiştir. Dolayısıyla evlenmeden önce Allah (subhanehu ve teâlâ)’ya kul, köle olan ve boyun eğen bir Müslümanın evlendikten sonra başına buyruk hareket etmesi düşünülemez. Cahilî örf ve âdetlerine tâbi olarak İslam yasalarını çiğneyemez. Nefsine ve hevasına uyarak hanımına ve çocuklarına en ufak bir zulüm dahi yapamaz. Çünkü biz Müslümanlar nefes alıp verdiğimiz her saniye ve dakika Allah (celle celaluhu)’nun kullarıyız. Yani nefsimize değil Allah’a boyun eğeriz. Şeytana değil Allah’a ibadet ederiz. Örf ve adetlerimizle değil İslam kanunlarına göre yaşarız.

Bunun aynısı kadın için de geçerlidir. Evlenen kadın kendi arzularına göre hareket edemez. İslam onun için de uyması ve boyun eğmesi gerektiği bazı talimatlar vaaz etmiştir. Kocasına karşı bazı vazifeleri vardır. Evlenmeden önce içinde bulunduğu genişliği evliliğine taşıyamaz. Kocanın hanımına karşı vazifeleri olduğu gibi kadının da kocasına karşı vazifeleri vardır.

Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) evli çiftler dünya ve ahirette mutlu ve mesud olsunlar diye ümmetine, ikisinin birbiri üzerindeki haklarını anlatmıştır. Bu hakları yerine getiren, Rasûle itaat etmesinin bereketiyle saadeti yakalar. Nefsine, hevasına, aklına ve cahilî âdetlerine göre hareket eden ise ne dünyada ne de ahirette mutlu ve mesud olur.

Aile, sosyal doku içindeki en ufak hücre olması itibariyle onun ıslahı toplumun ıslahı demektir. Kur’an ve Sünnetle mamur aileler, beraberinde İslam topluluklarını vücuda getirir. Onun için İslam, ailelerin ıslahına çok önem gösterir.

Bir topluluk kendi özlerinde var olanı değiştirmedikleri müddetçe Allah o topluluğu değiştirmez. Aile özellikle Müslüman erkeğin samimiyeti için en büyük imtihan vesilesidir. Kendisini tevhid ehli olarak gören Müslümanın ne kadar tevhid ehli olduğu, hanımı ve çocuklarıyla beraber yaşadığı evi içinde Kur’an’ın buyruklarını tatbik etmesiyle belli olur.

Tevhid ehli olmak demek, zillet ve muhabbetle Allah (azim-u şân)’a boyun eğmek, emirlerine itaat etmek, sözlerini yerine getirmek, Kur’an’ı hâkim kılmak, Allah’ın haramlarını haram helallerini helal görmek demektir. Çünkü İslam amel, hareket, tavır ve mücadele dinidir.

Hayatında dînî olarak hiçbir amel olmayanın İslam’ından bahsedilmez. Çünkü İslam Allah’a ibadet etmek, O’na boyun eğmek, O’nun emirlerine yapışmak, İslam yasalarına tabi olma ile meydana gelir. Buna binaen, evli olan çiftlerin yerine getirmesi lazım olan bazı görevleri bulunmaktadır. Bu görevlerin neler olduğunu usûlü olarak izah etmeye yarayan evlilik müessesesiyle alakalı eşlerin bilmesi gerektiği bazı esasları zikretmek yerinde olacaktır:

1-Evlilikte asıl olan eşlerin birbirine saygı, sevgi, merhamet ve muhabbetle davranmalarıdır. Bu, kadın için geçerli olduğu gibi erkek için de geçerlidir. Delili Allah (celle celaluhu)’nun şu buyruğudur: “Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.”[1] Bununla beraber eşlerin birbirine ısınamadığı veya birbirlerini sevemediği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle bir hal söz konusu olduğunda kızla erkek ya işin başında birbirleriyle evlenmezler veya evlenmişlerse daha sonra boşanırlar. Bu da Allah (celle celaluhu)’nun eşlere yol göstermek suretiyle onlara merhamet etmesidir. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “İman cihetiyle mü’min’lerin en kâmil olanı ahlakı en güzel olanı ve ehline en lütufkâr davrananıdır?”[2] “Sizin en hayırlınız hanımlarına en hayırlı davranandır.”[3] ”Mü’min erkek mü’min kadına buğz etmesin. Onun bir ahlakını beğenmese de başka ahlakını beğenir.”[4]

2-Eşlerden özellikle erkek hanımına kesinlikle zulüm edemez. Zulmü Allah (celle celaluhu) açık ve kesin nasslarla yasaklamıştır. Erkeğin hanımından güçlü olması ona istediği gibi muamele edeceği manasına gelmez. İslam erkeğe, hanımına karşı lalettayin muamelede bulunma genişliğini kesinlikle vermemiştir. Bu ancak İslam’dan nasibini almamış cahilî topluluklarda veya İslam ahlakıyla süslenmemiş ve cahilî âdetlerin tortularını üzerinden atamamış kimselerde olur. Hatta zulüm öyle bir surette yasaklanmıştır ki, bir Müslüman kâfire bile zulmedemez. Dolayısıyla “Ben evlendikten sonra karıma istediğim gibi davranırım; istediğim zaman döver istediğim zaman severim” diyen erkek İslam’ın güzel ahlakından nasibini almamış cahil bir erkektir. Bu erkek bilmez mi ki bir kediye zulmeden kadın bu zulmü sebebiyle cehenneme girmiştir.

Hayvana zulmetmek insanın cehenneme girmesine sebep oluyorsa emanet edilen kadına zulmetmenin akıbeti nasıl olur acaba? Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Kadınlar hakkında Allah’tan korkun! Çünkü siz onları Allah’ın emanetiyle aldınız ve Allah’ın kelimesiyle ırzlarını helal kıldınız…”[5]

Allah (celle celaluhu) kutsi bir hadiste şöyle buyurur: “Ey kullarım! Ben kendi nefsime zulmü haram kıldım, sizin aranızda da onu haram kılınmış yaptım. Sakın birbirinize zulmetmeyin.”[6]

Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Şüphesiz, kanlarınız mallarınız ve onurunuz, şu beldenizde, şu ayınızda şu gününüzün haram olduğu gibi üzerinize haramdır.”[7] Dolayısıyla erkek hanımına karşı adalet ile hükmetmek ve adaletin gereğince muamele etmek durumundadır. Kadın ruh ve nefis sahibi olmayan bir mal veya bir eşya değildir ki erkek hanımına karşı hevasına göre istediği gibi davransın.

3-Ailenin reisi, yöneticisi, idarecisi erkektir. Aile toplumun en küçük bireyi olması hasebiyle, toplumun mutlaka bir yöneticisi olması gerektiği gibi, ailenin de bir yöneticisi olması gerekir. Allah’ın kendisine verdiği vasıflar nedeni ile yönetici olmaya en layık olan erkektir. Bunu hem şeriat emretmekte hem de akıl ve fıtrat böyle olmasını gerektirmektedir. Nitekim Allah (subhanehu ve teâlâ) şöyle buyurur: “Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur.”[8] Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Kadını başlarına yönetici olarak geçiren bir topluluk iflah olmayacaktır.”[9]

Şeriatın, aklın, fıtratın ve örfün gerektirdiği bu hükmü feminizm akımına kapılmış zavallı cahillerden başkası reddetmez. Fakat erkeğin evde sözü geçmesi demek, bazı meselelerde hanımıyla istişare etmemesi veya onun fikrini almaması demek değildir. Tabi ki erkek hanımını ve çocuklarını ilgilendiren bazı meselelerde hanımının fikrini alarak bir adım atmalıdır. Çünkü yukarıda zikri geçen hadislerde buyurulduğu gibi, hanımına karşı hayırlı ve lütufkâr olması, ona değer vermesi ve onu memnun etmesi manasına gelir; yoksa baskı ve zorbalıkla muamele etmesi manasına gelmez.

Erkeğin bu noktada dikkat etmesi gerektiği şey Allah (celle celaluhu)’nun emirleri ve Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in talimatları hususunda hanımın muhalif tutumunu dikkati nazara almamasıdır. Allah ve Rasûlü bir şey emrettiği zaman mü’min erkek ve mü’min kadın üzerine düşen sadece itaat etmektir. Yoksa Allah (subhanehu ve teâlâ)’nın emrettiği Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in tavsiye ettiği meselelerde erkek hanımına danışmak ve onu razı etmek zorunda değildir. Fakat mubah olan idari konularda erkeğin hanımını razı ederek veya onunla istişare ederek adımlar atması, erkeğin faziletinden ve güzel ahlaka sahip olmasından ileri gelir. Bu şekilde hareket eden bir erkeğe kimse light (layt) erkek diyemez. Bizler, insanların akıllarına, heva, heves ve örflerine muhakeme olamayız. Bizler, hayat rehberimiz kitaba ve sünnete muhakeme olur, hareketlerimizi tutum ve davranışlarımızı bu iki kaynağa göre biçimlendiririz.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.


[1]           Rum, 21

[2]           Ahmed b. Hanbel’ in Müsnedi. Hadis no :24204. Tirmizi hadis no: 2612

[3]           İbn Mace hadis no: 1978

[4]           Müslim hadis no: 3721

[5]           Ebu Davud hadis no: 1907

[6]           Müslim hadis no: 6737

[7]           Buhari hadis no: 67

[8]           Nisa, 34

[9]           Buhari hadis no: 4425

BU HABERLER DE VAR!

41 Madde de Müslüman Bir Erkek Eşinden Ne İster ?

41 Madde de Müslüman Bir Erkek Eşinden Ne İster ? 1) Kendisiyle nikâhlanmanız, İslami açıdan …

ÇOCUĞA ‘’ALLAH SENİ YAKAR’’ DENMESİ

ÇOCUĞA ‘’ALLAH SENİ YAKAR’’ DENMESİ ‘’Allah Korkusu’’    بِسمِ الله الرَّحمنِ الرَّحيم Peygamber (sallallahu aleyhi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir