Perşembe, 27 Temmuz 2017

Lâ İlâhe İlallâh Bir Sözden İbaret Değildir – 1

la-ilahe-illallah

Lâ ilâhe illallâh sadece benimsenen bir söz olarak ifade edilmesinin ise, Tevhid’le hiçbir ilgisi yoktur. Elbette ki Lâ ilâhe illallah bir sözdür. Rasûlullah (sav) insanların bu sözü söylemelerinin cennette vesile olacağını açıklar. Ancak bu, onu hiçbir anlam ifade etmeyen veya anlamı tam olarak bilinmeyen bir söz olarak söyleseniz de olur anlamına gelmez. Eğer böyle olsaydı, onun, Mekke müşriklerinin hiç tereddüt etmeden söyleyecekleri bir söz olacağı kesindi. Konuyla ilgili birçok örnekten sadece birisini dahi, bu tespitimizi doğrular niteliktedir.

 

Rasûlullah (sav), Mekke müşriklerini bir söz söylemeye davet ettiği zaman, Ebu Leheb ‘’Sana bir söz değil, on söz söyleriz.’’Mukabelesinde bulunur ve Rasûlullah (sav)’den, kendilerinin söylemesini istediği sözü sorar. Söz ‘’ Lâ ilâhe illallâh’’ dır. Şaşkına dönerler. Birbirlerine bakıp ‘’Yürüyün putlarınıza bağlılığa devam edin, doğrusu arzu edilecek sadece budur.’’ diyerek oradan uzaklaşırlar.[1]

 

Çünkü onlar mutevasını çok iyi anladıkları bu sözün, kendilerinin kabul ettikleri Tevhidî unsurların eksik olduğunu, kabul etmekten kaçındıkları ulûhiyyet konusunu da Tevhid’in kapsamına aldığını bilirler. Bunun ise sadece bir söz olarak söylenmekte bir anlam ifade etmeyeceğini, onun öncelikle, bireysel ve sosyal yaşantıda açığa çıkması gereken hayat tarzı olduğunu anlarlar. Bu yönüyle de Tevhid’in bir defa değil, on defa dahi söyleseler, bir söz olarak kaldığı sürece bir anlam ifade etmediğini, Rasûlullah (sav)’in de bir söz söylemekle sadece söylemeyi kastetmediğini bilirler.[2]

 

‘’ Kul, ‘’Yalnız sana ibadet ederim’’ sözünü, şu iki esası yerine getirmeden gerçekleştirmiş olmaz.

Bunlardan birincisi; Allah’ın resulüne(sav) uymak, ikincisi; mâbud olan Allah’a karşı ihlâslı olmak.’’ [3]

 

Tevhid-şirk mücadelesinde problemlerin öncelikle Allah’ın varlığıyla ilgili olmaması ve şirkin veya onun bir türevi olan küfrün nedenlerinin başka olması, Tevhid’i iyi anlayabilmek için Tevhid dışı şeyleri iyi tanımayı gerektirmektedir. Hz. Ömer’in ‘’ İslam’da cahiliyeti bilmeyenler zuhur ettiği zaman, İslam’ın saflığı azar azar kaybolmaya başlar.’’ [4] sözleriyle de aynı şekilde, şirkin/küfrün yaşantıda açığa çıkan cahiliye boyutunu tanımanın gerekliliğinin ifadesidir.

 

Dış dünyada Allah’ın varlığını kabul edişimiz yeterli değildir. Acaba bizim evrenimizde de Allah var mı? Tekrar kendimize soralım; hangi evrende yaşıyoruz? Allâh’ın bizi görmekte olduğu ve Allâh’ın görkemli ve eşsiz huzurunu algıladığımız bir evrende mi? Yoksa sadece bilimsel ve felsefî açıdan Tanrı’nın varlığını kabul edip de bu kabulden hiç mi hiç etkilenmediğimiz bir evrende mi? Böyle ise, Tanrı’nın hayatımızda bir etkisi ve görevi bulunmadığı kanaatinde isek, yaşayışımız bunu gösteriyor ise, nasıl olur da ‘’Tevhidî’’ dünya görüşüne sahip olduğumuzu söyleyebiliriz? [5]

 

Celalettin Vatandaş – Tevhid ve Değişim

Yazının bir sonraki serisine geçmek için: 

Lâ İlâhe İlallâh Bir Sözden İbaret Değildir – 2

[1] Ibn İshak, 298; Asım Köksal,4/65

[2] ‘’Vehb bin Münebbih’ten rivayet edilmiştir; O’na ‘’ Lâ ilâhe illallah cennetin anahtarı değil mi?’’ Diye sorulduğunda; ‘’Evet, fakat dişleri olmayan anahtar da olmaz. Eğer dişleri olan anahtar getirirsen, kapı açılır. Aksi takdirde açılmaz’’ dedi.(Buharî, Kitabu’lCenaiz)

[3] Medaric; 1/75

[4] Medaric; 1/262

[5] AbdülkerîmSürûş

BU HABERLER DE VAR!

Fitneler ve Gariplerin Hali

Zeynu-d Dîn Ebi-l Ferec ibni Receb el-Hanbelî rahimehullah dedi ki:”Saptırıcı Hevâlar ve Şüpheler Fitnesine gelince; …

Yoksa Kalbin Öldü Mü?

  Bu can alıcı sorunun cevabını soracağım soruyla cevaplandıralım öncelikle; Peki, tertemiz, bozulmamış kalp nedir? …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir