Salı, 25 Temmuz 2017

Lâ İlâhe İlallâh Bir Sözden İbaret Değildir – 2

la-ilahe-illallah

 

Değişimin, ulaştığı bugünkü boyutunun genel özellikleri şöyledir; Allah’ın varlığı konusu, müşrikler de dâhil olmak üzere bütün insanlarca tartışmasız kabul edilmesi nedeniyle, Rasûlullah (sav)’in risâlet dönemi ve onu takip eden ilk asır içerisinde, Tevhidî ilgilendirir problemlerin arasında yer almaz. Tevhid’i ilgilendirir problemler bilhassa Ulûhiyet, Rubûbiyet konuları çerçevesinde açığa çıkar. Ancak kısa süre sonra bu problemlerin büyük oranda kapandığına ve sadece bazı şahsiyetler tarafından gündeme getirildiğine şahit olunur. Bu şahsiyetler ise, İslâm âlimi gibi üstün bir sıfatı üstlenen kişiler olurlar. Bu değişimin temelinde, söz konusu problemin çözülmüş olması değil.

 

Aksine Ulûhiyet, Rubûbiyet esasının çoğu insan açısından Tevhid’in kapsamının dışına çıkarılmış olması vardır. Zira artık, Allah’ın varlığı ve yegâne yaratan olduğunu kabul etmek, Müslüman olmanın yeterli şartı zannedilir. Buna bağlı olarak ta Tevhid/Küfür farklılığı, Allah’ın varlığını kabul edip- etmeme konuları çerçevesinde düşünülmeye başlanır.[1]

 

Şirk ise, sadece Allah’ın varlığına ortak koşmak veya yaratan olduğunu reddetmek olarak düşünülür. Hâlbuki Allah’ın varlığını ve yaratan olduğunu kabul etmenin, kişinin Müslüman olmasına yetmeyeceğine bizzat âyetler şahitlik yapmaktadır. (13/16; 29/61; 31/25; 39/38; 43/87) Zaten böyle olmasaydı, İblis’in de Müslüman olduğunu kabul etmek gerekecektir. Çünkü o Allah’ın varlığı konusunda bir şüphesi olmadığı gibi, tekrar dirilmeye de inanmaktadır. (7/14); ancak buna rağmen kâfirdir.

 

Hâlbuki Allah’ın varlığını kabul etmek, Tevhid’in tamamı değil sadece bir bölümüdür ve onu kabul etmek insanı Müslüman yapmaya yetmez. ‘’Gerçekte bu, Ebu Cehil ve putperestlerin Tevhid’i gibidir. Allah’tan başka yaratıcı olmadığını kabul eder görünümündedir. Eğer bu Tevhid birini kurtarmış olsaydı, puta tapanları da kurtarırdı.’’[2]

 

Her peygamberin, Tevhid’i tebliğinin anahtar cümlesi ‘’Lâ ilâhe illallâh’’ esası olur ve bu esas oldukça geniş ve işlerlikli anlamlar ifade eder. Fakat zamanla gerçekleşen değişimden, ‘’Lâ ilâhe illallâh’’ esası da fazlasıyla nasibini alır. O artık zorbaların, tâğutların, kralların, zalimlerin tahtlarını sarsan bir esas olmaktan çıkar ve sadece Allah’ın var olduğunu ifade eden bir söz haline dönüşür.

 

Bundan dolayıdır ki, Rasûlullah (sav) ‘’Lâ ilâhe illallah diyenin cennete gireceği’’ [3] müjdesini, yanlış anlayarak kuru bir söze dönüştürecek kişilere bildirilmesini sahabîsine yasaklarken[4], Hz Ömer de (23/644) bu müjdeyi önüne gelene açıklama eğilimi içerisinde olan Ebu Hureyre’yi döver.[5]

 

‘’Acele edin! Çabuk olun! Kurtuluş yolunu arayın! Çünkü aranızda alel-acele bekleyen bir ecel vardır.’’

Hz. Ebu Bekir

 

Celalettin Vatandaş – Tevhid ve Değişim

 

[1] İbn-i Abbas, ‘’Onların çoğu, ortak koşmadan Allah’a inanmazlar.’’(12/106) âyetiyle ilgili olarak şunları söyler; ‘’Onlara kendilerini kim yarattı, semâvât ve arzı kim yarattı diye sorarsanız, ‘’Allah’’ diye cevap verirler, işte bu onların imânıdır. İbâdet etmeye gelinde Allah’tan başkasına taparlar, bu da onların ortak koşmaları, şirkleridir.’’ (Bakınız; Kütüb-iSitte, 4/33)

[2] Medâric, 1/259

[3] Ebu Davud, Cenaiz 20; Müslim, İman, 52,58; Buharî, Tevhid, 33.

[4] Müslim, Kitabu’l İman 52,58; Buhari, Kitabu’l Libas, 77.

[5] Müslim, Kitabu’l İman, 52, Müsned, 4/402.

BU HABERLER DE VAR!

Fitneler ve Gariplerin Hali

Zeynu-d Dîn Ebi-l Ferec ibni Receb el-Hanbelî rahimehullah dedi ki:”Saptırıcı Hevâlar ve Şüpheler Fitnesine gelince; …

Yoksa Kalbin Öldü Mü?

  Bu can alıcı sorunun cevabını soracağım soruyla cevaplandıralım öncelikle; Peki, tertemiz, bozulmamış kalp nedir? …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir