Pazar, 22 Ekim 2017

Müslüman bir ailenin temelleri, yıkılmaması için nasıl korunmalıdır?

hhoxeuyb

Ailenin, dağılmayacak şekilde mutluluğunu ve yok olmayacak şekilde güvenini nasıl sağlama alabiliriz?

Aslında gerçek anlamda bir mutluluk; kızın, babasının evinde, annesinden kocasına özel muamele etmeyi ve babası ile arasında karşılıklı temellerini bizzat kendi gözleriyle şahit olursa ancak o zaman gerçekleşebilir, Bu birincisi.

İkinci olarak: Erkeğin, kocanın hanımına karşı güzel muamelede bulunmasının temel ilkelerini babasının eşine karşı güzel muamele edişine tanık olmasıyla olur. Hastalandığında veya bir sıkıntısı olduğunda onun yanında olur. Yorulduğunda veya usandığında yorgunluğunu hafifletir. Yükümlülükleri ağır gelmeye başladığında veya görevleri çoğaldığında ev işlerinde ve çocukların bakımında ona yardımcı olur.

Üçüncü olarak: Eşlerin her birinin diğeri karşısında İslam’ın öğretilerine bağlı kalması ve erkeğin, Resulullah (s.a.v)’ın evindeki uygulamalarını örnek alması, kadınında, müminlerin annelerinin Resulullah (sav) ile olan muamelelerine tabi olmaları ile olur.

Günleri geçmesiyle eskimeyecek ve unutulamayacak olan şeylerden birisi de, Avf b. Mihkem’in hanımının, kızına yapmış olduğu şu değerli öğütüdür:

Anne şöyle der: “Ey kızım, sen çıkmış olduğun evinden ve büyüdüğün yuvandan tanımadığın bir yurda ve ülfet kurmadığn bir arkadaşa gidiyorsun. Ona cariye ol. O da sana köle olsun. Onun hakkında on şeyi koru, bunlar senin azıkların olsun:

Birincisi ve ikincisi: Kanaat ile arkadaşlık ve güzel bir itaat ile muaşerettir.

Üçüncüsü ve dördüncüsü: Gözlerinin iliştiği yerleri ve burnunu gözetmendir. Gözü sende olan bir çirkinliğe ilişmesin ve senden ancak en güzel kokulan alsın. Sürme güzelliğin güzelliğidir. Su ve sabun kaybedilmiş en iyi güzellik aracıdır.

Beşincisi ve altıncısı: Yemek zamanını gözetlemek ve uyku anında sessiz olmaktır. Zira açlığın harareti tutuşturucu, uykunun bölünmesi ise kızdırıcıdır.

Yedincisi ve sekizincisi: Evine ve malına itina göstermek kendisiyle, yakınlarıyla ve çocuklarıyla ilgilenmektir. Mal konusunda meselenin özü onu güzel kullanmaktır.

Dokuzuncusu ve onuncusu ise: Onun hiçbir sırrını ifşa etmemen ve emirlerine karşı gelmemendir. Eğer onun bir sırrını ifşa edersen ihanetinden emin olamazsın. Emirlerine isyan edersen de onun içini daraltırsın.

Sonra, hüzünlü olduğu zamanlar neşeli davranmaktan, neşeli olduğu zamanlarda dargın davranmaktan sakın. Zira birincisi kusurdan ikincisi de dengesizliktendir. Ona ne kadar saygılı olursan o da sana o kadar ikramda bulunur. Ona ne kadar onay gösterirsen sana o kadar uzun arkadaşlık edecektir. Şunu iyi bil ki; onun rızasını kendi rızana ve onun arzusunu kendi arzuna tercih etmediğin sürece sevgisine ulaşamazsın Allah seni muhayyer kılmıştır.”

Gerçek şu ki, bu vasiyet, bir aile içindeki her kızın uyması gereken gerçek bir düsturdur. Evlilik hayatında küçük büyük ne varsa hepsine işaret edilmiştir.

Ona kocasını dinleyip ona itaat etmesini söylemiştir; Resulullah (s.a.v)’da bu itaate şu sözleriyle teşvik etmiştir: “Üç kişi vardır ki, ateş onlara dokunmaz: Kocasına itaat eden kadın, ana-babasına iyilik yapan evlat ve hem Allah’ın haklarını hem de efendisinin haklarını yerine getiren köle”

Resulullah (sav) müminlerin annesi Ümmü Seleme’ye şöyle buyurmuştur: “Bir kadın Rabbinin farzlarını yerine getirir, kocasına itaat eder ve yününü örerse sanki sürekli Allah Subhanehu ve Tealayı tesbih ediyor gibi olur. “

Ona kocası için süslenmesini ve güzelleşmesini söylemiş ve nasıl güzelleşeceğini de açıklamıştır: “Sürme güzelin güzeliğidir. Su ve sabun ise en iyi güzellik araçlarıdır.”

 Resulullah (sav) şöyle buyurmaktadır: “Kadının cihadı, iyi eşlik etmesidir; yani kocasına itaat etmesi ve onun için süslenmesidir.”
Resulullah’a, kadınların hangisinin daha faziletli olduğu sorulunca şöyle cevap vermiştir: “Emrettiğinde kocasına itaat eden ve ona baktığında kocasını mutlu edendir.”
Ona, kanaatkâr olmasını söylemiştir. Ailede kanaat, mutluluğun temel direklerinden birisidir. Mali sıkıntıların baş gösterdiği günlerde oluşan yaraları kapatacak olan ilaç kanaattir.

Denildiğine göre Salih bir adam bir yolculuk yapmaya karar verir. Fakat komşuları onun bu yolculuğunu hoş karşılamazlar ve hanımına şöyle derler. “Daha sana düzgün bir nafaka bile veremiyorken niçin yolculuğa çıkmasına razı oluyorsun?”Bunun üzerine kadında şu cevabı verir: “Onu tanıdığım günden beri o bir yiyicidir. Ben onu rızık veren olarak tanımadım Benim rızık veren bir Rabbim vardır. Yiyici gider ama “Rezzak” olan kalır.”

Ona, malını korumasını ve bu konuda hırslı olmasını söylemiştir, Resulullah (sav) şöyle buyurmaktadır: “Bir kadının kocasının izni olmadan, evinden başkalarını yedirmesi helal değildir. Ancak bozulmasından korktuğu yaş bir şey olursa o başka. Eğer kocasının rızası ile yedirirse kocasına yazılan ecir ona da yazılacaktır. Eğer kocasının rızası olmadan yedirirse, ona günah kocasına ise ecir olarak yazılır.”(Ebu Davud, Beyhaki)

Bir kadın Resululah (s.a.v)’a gelip: “Ey Allah’ın Resulü, bizler, babalarımıza, kocalarımıza ve çocuklarımıza muhtacız. Onların mallarından bize helal olan nedir?” diye sordu. Resulullah (sav): “(Bozulacak olan) yaş şeyler. Onları yiyebilir ve hediye edebilirsiniz”diye cevap verdi.(Ebu Davud)

Dr. Abdurrahman Umeyre

BU HABERLER DE VAR!

Evlilikte Dikkat Edilmesi Gereken İlkeler

Üzerinde düşünülmesi ve tefekkür edilmesi gereken ayetlerden birisi de Allah (subhanehu ve teâlâ)’nın şu buyruğudur. …

41 Madde de Müslüman Bir Erkek Eşinden Ne İster ?

41 Madde de Müslüman Bir Erkek Eşinden Ne İster ? 1) Kendisiyle nikâhlanmanız, İslami açıdan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Selsebil Medya

Yeni içeriklere daha çabuk ulaşmak için Telegram kanalımızı takip edebilirsiniz.

KANALA KATIL
KAPAT