Pazar, 22 Ekim 2017

Müslüman kadının çocuklarına karşı görevi

img-20160626-wa0050-jpg

Hiç kuşkusuz çocuklar insanın gözünün nuru, mutluluğunun kaynağı ve hayatın sürurudür. Hayat çocuklarla tatlılık kazanır. Yaşam onlarla güzelleşir. Onlar sebebiyle rızık peşinde koşulur. Geleceğe ait ümitler onlara bağlarını gönüller onlarla huzur bulur.

Baba evladından yardımı, hizmeti, bereketi, varlık ve imkân sahibi olmalarını görmek isterken; anne de onları hayatının umudu, gönlünün tesellisi, kalbinin ferahı, hayatının sevinci ve geleceğin garantisi olarak görür.

Bütün bu hususlar çocukların güzel bir eğitim almalarına, onların kusursuz yetiştirilmelerine ve hayata bu şekilde hazırlanmalarına bağlıdır. Böylece çocuklar yapıcı ve dinamik unsur olur. Anne ve babalarına, topluma ve bütün insanlara faydalı ve hayırlı olurlar.

Bu sebeple Allah’ın şu ayette buyurduğu gibi: “Mal ve evlad dünya hayatının zinetidir ” (Kehf, 46).

Fakat çocukların eğitimi ihmal edilir ve kişiliklerinin gelişmesine dikkat edilmezse anne ve babaya vebal olur, toplum ve insanlara büyük bir kötülük yapılmış olur.

Müslüman kadın şunu hiçbir zaman aklından çıkarmamalıdır: Çocuklar annelerine daha yakın olduğu, anneleriyle beraber geçirecekleri vakit daha çok olduğu, annelerin çocuklarının gelişim döneminde ve çocuğun akıl, heyecan ve tavır yönünden hayatının en tehlikeli dönemi olan buluğ öncesi döneminde bütün durumlarını ve hareketlerini dakik bir şekilde bildiği için çocukların eğitiminde, kişiliklerinin oluşumunda annenin sorumluluğu babanın sorumluluğundan daha büyüktür.

Bu itibarla dininin emirlerini kavrayan ve bu hayattaki eğiticilik görevini takdir eden şuurlu kadın, çocuklarının eğitimindeki sorumluluğunu şöyle ifade etmektedir:

“Ey İman edenler!… Kendinizi ve aile halkınızı, yakıtı insanlar ve taşlar olan Cehennem ateşinden koruyun. ” (Tahrim: 6).

Peygamberimiz de (sa.) bu sorumluluğu şu hadisiyle ifade etmiştir: “Hepiniz çobansınız. Hepiniz emriniz altında bulunanlardan sorumlusunuz. Devlet reisi çobandır ve emri altında bulunanlardan sorumludur. Adam evinin çobanıdır ve emri altında bulunanlardan sorumludur: Kadın kocasının evinin çobanıdır ve emri altında bulunanlardan sorumludur: Hizmetçi efendisinin malının çobanıdır ve emri altında bulunanlardan sorumludur. ” (Buhari, Müslim).

Bu sorumluluk İslâm’ın hayattaki her insanın boynuna geçirdiği, hiç kimsenin kurtulamadığı bir halkadır. Bu sorumluluk gereği anne ve baba özellikle anne-çocuklarının gayet hassas bir İslamı egitimle eğitilmelerinden, yüce ahlâk üzerine güzel bir şekilde yetiştirilmelerinden sorumludur.

Bu yüce ahlâk o şanlı peygamberin, insanların hayatında yerleştirilmesi, kökleştirilmesi ve tamamlanması için gönderildiğini ifade ettiği ahlâk tarzıdır. Buyururlar ki:

“Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” (Buhari, İmam Malik- Muvatta, İmam Ahmed-Müsned)
Ailenin yaşadığı yuva küçük bir toplumdur. Bu yuvada aile bireylerinin şahsiyeti, duyguları yoğrulur, şekil alır. Çocukların akılları, karakterleri ve eğilimleri bu küçük aile ortamında gelişir. Ailede çocuklar yuvada yeni yeni büyüyen yavrular gibidirler, yol gösterici sözleri ve doğru tavsiyeleri kabul etmeye hazırdırlar.

Bu itibarla anne ve babanın çocuklarının ve kızlarının şahsiyetinin ve duygularının şekillenmesi, onların hak yola, hidayete ve faziletli amellere doğru yöneltilmesi hususundaki görevleri hem çok büyük, hem de çok önemlidir.

Şuurlu müslüman kadın tarih boyunca daima çocuklarının eğitimi konusundaki sorumluluğunun bilincinde olmuştur. Nice şahsiyetleri yetiştirme, onlar üzerinde etkin olma, kalplerine hakim olma, gönüllerine en şerefli değerli nakşetme hususunda müslüman kadın son derece başarılı olmuştur.

Bunun en kuvvetli delili, şuurlu ve seçkin kadınların şuurlu ve seçkin erkeklerin çocuklarından daha şerefli ve daha faziletli çocuklar yetiştirip terbiye etmiş olmalarıdır.
Mesela, Zübeyr b. Avvam (ra.) büyüklüğünü, o nurlu karakterini ve güzel seciyyeleri gönlüne nakşeden annesi Safiyye binti Abdilmuttalib’e borçludur.

Zübeyr’in oğulları Abdullah b. Zübeyr, Münzir b. Zübeyr Ve Urve b. Zübeyr anneleri olan Ebu Bekir kızı Esma’nın yetiştirdiği meyvelerdir. Bunlardan her birinin ebedî bir tesiri ve övgüye layık makamı vardır.

Hz. Ali b. Ebi Talib (ra) hikmet, fazilet ve yüce ahlâkı hikmetle ve yüce davranışlarla dolu olan annesi Fatıma binti Esed’in göğsünden emmişti.

Arap cömertlerinin lideri ve en şerefli genci Abdullah b. Ca’fer, küçük yaşta babasından mahrum kalmış ve onu annesi Esma binti Umeys yetiştirmiş, kendisini İslâm tarihinin ebedî kadınlarından biri haline getiren o yüce fazilet ve ahlâktan oğluna bahsetmiştir.
Tarih Ümeyye oğullarından şu iki büyük şahsiyeti ebedîleştirmiştir: Bunlardan ilki cesaretiyle, imanıyla, aklıyla, hikmet ve tedbirli oluşuyla tanınmıştır. Diğeri ise adalet, hayır, dinine bağlılık ve takva yoluna girmişti. İkisi de değeri büyük iki kadının meyvesidir.

Birincisi: Abdülmelik b. Mervan’dır. Annesi güçlü kişiliği, azmi ve gönül temizliğiyle tanınan Aişe binti Mugire b. Ebi’l-As b. Umeyye’dir.

İkincisi ise Raşid Halifelerin beşincisi olan Ömer b. Abdülaziz’dir, Onun annesi Ümmü Asım binti Asım b. Ömer b. Hattab olup zamanınıdaki insanların en kâmili ve en güzel ahlâk sahibi olanı idi. Ümmü Asım’ın annesi ise Hz. Ömer’in oğlu Asım’a eş olarak seçtiği o takva sahibi ibadet ehli kadındı. O hanım kız, henüz evlenmeden önce annesinin kendisinden süte su katmasını istediği halde “Allah görüyor” diye süte su katmaya razı olmadığı gün Hz. Ömer (r.a.) onda sadakatin abideleştiğini ve istikametin dile geldiğini görmüş, sonra da, o kızı oğlu Asım’a gelin olarak almıştı.

Yüzümüzü Endülüs’e doğru çevirirsek orada değerli, büyük bir dabi olan Müminlerin Emiri Abdurrahman b. Nasır’ı görürüz. Bu zat yetimlik beşiğinde iken Mağrib diyarında bir devlet kurmak için hazırlanmıştı. Avrupa’nın kralları ve derebeyleri ona teslim olmuşlardı. Bütün milletlerden ilim adamları ve filozoflar Endülüs’teki ilim merkezlerine koşuyorlardı. Endülüs, İslâm ümmetinin hatta uluslararası medeniyetin önemli bir merkezi haline gelmişti.

Abdurrahman b. Nasır’ın büyüklüğünün sırrını araştırdığımız zaman bunun arkasında yine evladına atılganlık ruhunu, büyük şahsiyet almayı ve aşırı gayreti nasıl aşılayacağını bilen bir kadın, büyük bir anne görürüz.

Çocuklarına ilerlemenin sırrını veren, onların gönüllerine büyük şahsiyet olma hasletini yerleştiren, tescil ettikleri bütün şerefli hizmetlerde, ulaştıkları bütün üstün değerlerde, gerçekleştirdikleri büyük işlerde daima onların arkalarında bulunan şuurlu ve başarılı hanımlar bizim tarihimizde pek çoktur.

BU HABERLER DE VAR!

Din İçin Çalışmak Hepimizin Mesuliyetidir

Derdimiz iptal olan hassasiyetlerimizi yeniden kullanıma sokmak ve Müslümanların çoğunun etkilenmeyip tepkisiz kaldığı meseleler karşısında …

YENİ NEŞİD KANALIMIZ(YOUTUBE)

es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh, 850 aboneli Youtube neşid kanalımız, Youtube yönetimi tarafından sebep …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Selsebil Medya

Yeni içeriklere daha çabuk ulaşmak için Telegram kanalımızı takip edebilirsiniz.

KANALA KATIL
KAPAT