Salı, 25 Temmuz 2017

Ramazan Ve Kurban Bayramı Hakkında Bazı Hükümler

310720131115188337168

• Bayram Namazları için gusül almak müstehaptır.

• Bayram Namazları için en güzel elbiseyi giymek, kokulanmak ve tırnak kesmek müstehaptır. Ancak kurban kesmeye niyetlenmiş bir kimse, Zi’l Hicce ayının ilk on gününde kurbanını kesene kadar tırnaklarını kesemez, saçından veya derisinden bir şey alamaz. Lakin bu hüküm, kurbanını başkasına vekaletle kestirten ve başkasının adına aldığı vekaletle kurban kesen hakkında geçerli değildir. Bunun yanında kurban kesecek kimsenin başını yıkamasında bir beis yoktur.

• Ramazan bayramı namazından önce hurma yemek sünnet olup, kurban bayramı namazından önce ise bir şey yemeyip namazı eda ettikten sonra kurban etinden yemek sünnettir.

• Namaz kılınacak yere erkenden gitmek sünnettir. Ancak imam hakkında sünnet olan, namaz kıldıracağı zamana kadar gitmesini geciktirmesidir.

• Namaza belli bir yoldan gidilmişse dönüldüğü zaman farklı bir yoldan dönmek sünnettir.

• Bayram sabahından (kimilerine göre gecesinden) imam namaza başlayana kadar evlerde, mescitlerde ve yollarda sesli bir şekilde tek ya da cemaat halinde tekbir getirilir. Ömer, İbn Ömer, ve Ebu Hureyre’nin (radıyallahu anhum) tekbir getirip insanlarında onlarla birlikte tekbir getirdikleri sabittir. Tekbir şöyle getirilir: “Allâhu ekber Allâhu ekber, Lâ ilâhe illallâhu ve’llâhu ekber, Allâhu ekber ve lillâhi’l hamd.” Namaz’a başlanacağı zaman tekbirler kesilir. Namazdan sonra hutbede imam tekbir getirirken de tekbir getirilir. Âlimlerin geneline göre imam birinci hutbeye başlamadan önce peşpeşe dokuz tekbir, ikinci hutbeye başlamadan önce ise peşpeşe yedi tekbir getirir. Keza imam hutbe esnasında da tekbir getirir.

• Bayram Namazlarının kılınış vakti, güneşin doğmasından yaklaşık yarım saat geçtikten sonra başlayıp öğle namazının vaktinin girişine kadar devam eder. Kurbanlık hayvanların kesim vaktinin geniş olması için kurban bayramı namazını vakti girdikten hemen sonra (erkenden) kılmak, ramazan bayramı namazını ise fıtır sadakasını namazdan önce verebilme imkanını Müslümanlara kolaylaştırmak için (ki fıtır sadakasını namazdan önce vermek sünnettir) geciktirmek Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sünnetidir.

• Bayram Namazlarını açık alanlarda kılmak sünnettir. Hatta Mâlikî mezhebine göre herhangi bir özür olmadığı halde namaz’ı mescitte/camide kılmak bid’at’tir. Ancak Mekke’de bulunanların, namazlarını açık alanlarda değil de Mescid-i Haram’da kılmaları efdal olandır.

• Hayızlı kadınlar da dahil olmak üzere kadınların ve namaz kılanlara rahatsızlık vermelerinden emin olunması şartıyla çocukların da Bayram Namazı’nın kılınacağı yere gelmeleri sünnettir. Hayızlı kadınlar böylelikle Müslümanların bu toplantılarını görmüş olur ve Müslümanların dualarına ve tekbirlerine iştirak eder, onlar da dua edip tekbir getirirler, ancak namaz kılamazlar.

• Ramazan bayramında hutbenin bitimiyle tekbirler kesilir. Kurban bayramında ise Arefe günü’nün sabah namazından başlayıp teşrîk günlerinin (ki Zi’l Hicce’nin 11, 12 ve 13. günlerine “teşrîk günleri” denilir) son günü ikindi namazına kadar, yani yirmi üç vakit boyunca “cemaatle kılınan farz namazların ardından” tekbir getirilir. Yani tek kılınan farz namazların ve farz olmayan namazların ardından tekbir getirilmez. Bu, Hanefî ve Hanbelîler’in de benimsediği bir hükümdür. Mâlikîler’e göre tek olarak kılınan farz namazların ardından da tekbirler getirilir. Şâfiîlere göre ise ister cemaatle ister tek olarak hem farz hem de sünnet namazların ardından tekbir getirilir. Hatta Şâfiîler’e göre sadece namazlar’ın ardından değil, teşrîk günlerinin her bir vaktinde de (mesela otururken, yürürken, yataktayken vs.) tekbir getirmek meşrudur. Ve bu mezhebler, namazların ardından getirilen tekbirlerin cemaat halinde yüksek bir sesle getirilmesinin meşru olduğunda ittifak etmiştir. Aynı şekilde Bayram Namazları kılındıktan sonra tekbir getirmenin sünnet olmadığında da ittifak vardır.

• Bayram Namazları için ezan okumak ve kamet getirmek meşru değildir. Şâfiîlere göre “es-Salâtü câmiatun (namaz toplayıcıdır)” veya buna benzer bir cümle söylenir. Ama doğrusu söylenmemesidir. Nitekim Müslim’de rivayet edilen bir hadiste Câbir (radıyallahu anhu)’nun, Bayram Namazı öncesinde ezanın, kametin, nidanın ve hiçbir şeyin olmadığını söylediği geçmektedir.

• Bayram Namazları hutbeden önce iki rekat olarak kılınır. Kılınış şekli şöyledir; Başlangıç tekbirinden ve subhâneke’yi (veya”veccehtu vechiye…”yi) okuduktan sonra altı tekbir getirilir. Bu, Mâlikî ve Hanbelîler’in de görüşüdür. Şâfiîlere göre ise yedi tekbir, Hanefîlere göre ise üç tekbir getirilir. Tekbirler arasında okunacak belli bir zikir yoktur. Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise tekbirler arasında El-hamdulillâh, Subhânallâh, Allâhumme salli ve sellim alâ Nebiyyinâ Muhammed, Allâhu ekber, Lâilâhe illallâh gibi hamd, tesbîh, salâtu selam, tekbîr ve tehlîl içerikli zikirler yapmak müstehaptır. Tekbirler getirilirken Mâlikîler’de meşhur olan görüşe göre eller kaldırılmaz. Şafiî, Hanefî ve Hanbelî mezhebine göre ise kaldırılır. Ancak Hanefîler, ellerin kaldırıldıktan sonra yanlara salınacağını söyler. Daha sonra eûzü besmele, Fatiha ve sonrasındaki işler yapılıp ikinci rekata kalkılır ve Hanefî mezhebi’nin dışındaki diğer üç mezheb’e göre de kalktıktan sonra beş tekbir getirilir. Sonra Fatiha ve akabindeki işler yapılır. Hanefîler’e göre ise ikinci rekata kalkıldıktan sonra tekbirler getirilmeyip, Fatiha ve zamm-ı sure okunduktan sonra rukûya gitmeden hemen önce üç defa tekbir getirilir ve sonra rukû için yapılan tekbirle rukûya gidilir…

• Namaz’a yetişemeyen biri, -vakit içerisinde olmak kaydıyla- ister tek ister cemaat olarak, namazın kılındığı yerde veya evinde, imamın kıldırdığı şekilde namazı kaza eder.

• Müslümanlar bayramlaşırken biri diğerine; “Tekabbelallâhu minnâ ve minkum (ya da “…ve mink)” yani, “Allah (cella celaluhu) bizden ve sizden (ya da senden) kabul buyursun” der. Nitekim sahabeden kimilerinin böyle yaptığı rivayet edilmiştir.

(Not: Bu yazı, büyük ölçüde, Ebu Hafs Süfyân el-Cezâirî’nin “el-Hulâsa fî Ahkâmi’l Îdeyn” isimli risalesinden istifade edilerek hazırlanmıştır.)

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

 

Ömer Faruk/Nakil Kürsüsü

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir