Cuma, 20 Ekim 2017

Şeyh Eymen Zevahiri’nin Eşinden Ümmetin Hanımlarına Mektup

el-kaide-lideri-seyh-zevahiri-nin-esinden-mektup-kiyamlarin-ardindan-musluman-kadinlara

Şeyh Eymen Zevahiri’nin eşinin mektubu…

(Allah her ikisini de korusun)

“Kıyamların Ardından, Müslüman Kadınlara”

Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla.

Övgülerin tümü Allah’adır ve bağışlanma ve nimetler tüm peygamberlere, Muhammed as’a, O’nun ailesine, ashabına ve kıyamet gününe kadar O’nu takip edenlerin üzerine olsun.

Saygıdeğer Müslüman kız kardeşlerim,

Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu

Uzun zamandır sizlerle Müslümanların başına gelen büyük olaylar hakkında konuşmak istiyordum.

Öncelikle ailemden ve ülkemdeki sevdiklerimden başlayarak  onlara diyorum ki: “Endişelenmeyin, bizler elhamdülillah iyilik ve Yüce Allahın lütfu içerisindeyiz. Mesafeler bizleri ayırmış olsa bile kalplerimiz sizinledir.

Dünya hayatı buluşma ve ayrılmadan ibarettir ve doğru yolu bulmak için yeterlidir. Rabbimizin söylediği gibi bizler ‘Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.’ (Al-i İmran 139) diyoruz.

Bizler, Allah’ın yardımının yakın olduğuna ve zaferin kesin olduğuna inanıyoruz.

Sözlerimi, ailemden ve sevdiklerimden sonra, sevgili ümmetimin şerefli kız kardeşlerime yöneltmek istiyorum ve özellikle dünyanın her yerindeki cihad beldelerinde mücadele eden kız kardeşlerimden ve Allahın rızasını kazanmak ve O’nun dinini desteklemek için oğullarını feda eden annelerimizden, her ne kadar oğullarını, erkek kardeşlerini ve eşlerini bu yolda feda etmiş olsalar ve Allahın rızası için  sıkıntılar çekmiş olsalar bile asla yorgun ve bıkkın olmayan kadınlardan bahsederek devam etmek istiyorum. Aynı şartlar altında olan, Allah rızası için zarar görmüş, kurbanlar vermiş biz mücahid ve Murabıt kadınlar olarak şunu söylüyoruz ki, kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah adına yemin ederiz,  bu yolda karşılaştığımız hiçbir zorluk ve hiçbir kayıp bizi Allahın dinini desteklemekten alıkoyamayacaktır. Tüm bunlara rağmen Rabbimizin, kendi rızası için kulları arasından bizi seçmesinden yalnızca memnuniyet duyduk.

Uluslar arası ittifaklar bizi durduramayacaktır, Allah bizimledir, O bizim vekilimizdir ve O’ndan başka kimseden korkmayız. O’nun şu sözünden ötürü mutluyuz: “Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah’ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.” (Bakara-214)

Zafer Allah’ın yanındadır ve ya zafer ya şehadet, iki güzellikten biri bizimdir. Dinimizi koruma konusunda zayıf olmayacağız. Bu bizim en değerli varlığımızdır.

Kendim adına ve dünyadaki Müslüman kadınlar adına (özellikle Filistin, Irak, Çeçenistan, Afganistan, Somali gibi ribat bölgelerindeki) şehadet yada zafer kazanana dek Allah’tan sabırlı ve sadık olmayı diliyorum.

Kendime ve kız kardeşlerime muhacir mücahidleri hatırlatıyorum, onlar bizim için güzel bir örnektir. Onların hayatlarını kendimize örnek almalı ver dersler çıkarmalıyız, ki onlar dinlerini koruma konusunda yorulmadılar ve sıkılmadılar. İnşaAllah biz onların yolundan yürüyenlerden oluruz. Allah ondan razı olsun özellikle Hazreti Hatice davasını destekleme konusunda bizim için güzel bir örnektir. O peygamber as’a şöyle diyordu: “Asla! Allah seni asla utandırmayacaktır. Sen akrabalık bağını gözetirsin, fakire ve yolda kalmışa yardım edersin, misafire cömertçe ikram edersin.”

Allah kendisinden razı olsun Hazreti Safiye, bir Yahudi kaleyi ele geçirip kalenin etrafını çevirmişken ve Müslümanlar orada düşmanları ile savaşırken, aşağı indi ve bir sırık yardımı ile korkusuzca Yahudiyi öldürdü. O, yaşıtları olan birçok erkekten daha cesurdu.Yine Allah kendisinden razı olsun Hazreti Ümmü İmara, peygamberi savunurken 11 yerinden yaralanmış ve Yemame savaşında bir kolu kopmuştu.

Bu yolda kocalarımızı desteklemek amacıyla bu örnekleri takip ediyoruz ve Allahtan başka hiç kimseden korkmuyoruz.

İkinci mesajım zalim hükümdarların zindanlarındaki esir kız kardeşlerime olacak. Onlara şunu söylemek istiyorum; kardeşlerim sizler bizim kalbimizdesiniz, sizleri asla unutmayacağız. Sizler bizim onurlu kardeşlerimizsiniz ve Allahın sizi her türlü kötülük ve şeytandan koruması ve en kısa sürede serbest kalmanız için dua ediyoruz.

Üçüncü mesajım genel olarak dünyadaki tüm Müslüman kadınlaradır. Öncelikle onlara, dünya ve ahiret mutluluğu ve başarısı için İslamın kurallarına sıkı sıkıya bağlanmalarını tavsiye ediyorum. Özellikle Müslüman kadının sembolü olan tesettür/hicab konusunda Allah’ın kurallarına uymalarını, şeytana uyan ve İslamın en büyük düşmanı olan tesettür/hicab karşıtı kafirleri terk etmelerini istiyorum. Çünkü bu kafirlerin isteği Müslüman kadını dininiden uzaklaştırmaktır ve ilk terk edilen şey de tesettür/hicab ve görüntüdür. Eğer Müslüman bir kadın İslami görüntüsünü terk ederse ardından dinindeki diğer eksilmeler onu takip eder.

Müslüman kadınlar şunu fark etmelidir ki; batı, kadını ticari bir meta olarak görür ve İslamın izlerini silmek ister. Tesettür/hicab ise, Müslüman kadının ilk sembolüdür ve iffeti, saflığı ve korunmayı sağlar. Kafir batı dünyası Müslüman kadının tesettüre gitmesini istemez çünkü tesettür/hicab emrine riayet eden kadın onların çöküşünü, ahlak kurallarını düşüşünü ve sosyal dejenerasyonunu ortaya çıkarır. Çünkü Kafir batı, kadını bir ticaret malzemesi ve ucuz bir meta olarak görür, bu sebeple kadın korunan ve saygı duyulanı değil müstehcenlik ve sefahati temsil eder. Tüm bunlardan Allah’a sığınırız.

Ama örtülü bir kadın; evinde ve dışarıda korunur ve saygı görür. O, gizli bir mücevher ve korunmuş bir incidir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” (Ahzab-59) Bu, Yüce Allah’ın peygamberine; eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına iletmesi için gönderdiği buyruğudur. Bu yüzden inanan kardeşlerim, İslamın tesettür/hicab emrine riayet etmeliyiz. Bu, dünya ve ahret için bizim hakkımızda en hayırlı olanıdır.

İkinci olarak, Müslüman kız kardeşlerime oğullarını, Allah’a itaat ve Allah’ın dini için cihad etme arzusu ile yetiştirmelerini tavsiye ediyorum. Ta ki, oğullarını, kocalarını ve erkek kardeşlerini, Müslümanların topraklarını korumak ve savunmak konusunda teşvik etsinler, gasp edenlerden Müslümanların topraklarını geri alsınlar -ki onlar Müslümanlar’ın topraklarını yağmaladılar- ve düşmanla ittifak etmemek ve Müslümanların topraklarını ihmal etmemek konusundaki farkındalıklarını arttırsınlar.

Ayrıca onlara, mücahidleri para ve dua ile desteklemelerini,büyük zorluklar çeken  şehid ve esirlerin ailelerine, çocuklarına, eşlerine para ve bağışlar ile yardım etmelerini tavsiye ediyorum.

Ayrıca kız kardeşlerime, Peygamber asm’ın şu hadisini hatırlatmak istiyorum: “Oruç bir kalkandır ve suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da günahları söndürür.” Bir diğer hadisinde ise Peygamber as şöyle diyor: “Ey kadınlar! Sadaka veriniz. Çünkü ben cehnnem ehlinin çoğunu kadınların oluşturduğunu gördüm.”

Ve tüm dünyadaki Müslüman kız kardeşlerime şunu hatırlatmak isterim ki; İslami çalışmalarda kadının rolü çok önemlidir.Kadınlar erkeklerin kardeşidir bu yüzden kadınlar dinlerini ve topraklarını savunmak için erkeklerin arkasında çalışmak zorundadır. Onu ruhuyla destekler, parasıyla destekler, camilerde, okullarda, enstitülerde, evlerde;  bunları yapamıyorsa internet yolu ile davasını yazar yayımlar ve mücahidlerin davalarını duyurur ve dinleyen kulaklara ve bilinçli kalplere ulaşır. Bu yüzden kız kardeşlerim, her yerde dinimizi desteklemekten yorulmamalı ve sıkılmamalısınız.

Sırası gelmişken cihadda kadının rolü ile alakalı bir soruya Kuran’ın yol göstericiliğinde değinmek isterim; cihad kadın ve erkek her Müslüman üzerine farzdır. Fakat bu yol kadın için kolay değildir ve kadın bu yolda bir mahreme ihtiyaç duyar çünkü kadın yolculuk ettiğinde bunu bir mahremi ile yapmalıdır. Fakat biz dinimizi her yolla desteklemek zorundayız, mücahidlerin hizmetinde bulunmalıyız. Paramızla onları destekleyerek, onlara hizmet ederek, bilgi veya görüşlerimizle onlara katılarak, hatta Filistin, Irak ve Çeçenistandaki bir çok kız kardeşimizin yaptığı gibi ve birçok düşmanın ölümünü sağladığı istişhad eylemlerine katılarak bunu başarabiliriz. Allahtan onların bu çabalarını kabul etmesini ve bizi de onların takipçileri yapmasını dileriz.

Fakat bizim asıl görevimiz; mücahidlerin çocuklarını, evlerini ve sırlarını korumak ve çocuklarını güzel bir şekilde yetiştirerek onlara destek olmaktır.

Muhacir kız kardeşlerimiz bu alanda çok önemli bir rol oynamaktadırlar. Onlar sabırlı, kararlı ve cesur davrandılar. Çok zor şeyler yaşamalarına rağmen, eşlerini, oğullarını ve babalarını kaybetmelerine rağmen ve hatta bazıları hapisle imtihan edilmelerine rağmen onlar sabrettiler ve mükâfatlandırıldılar. Elhamdülillah!

Sözlerimin sonunda kız kardeşlerime şunu hatırlatmak istiyorum; hayat ve geçim Allah tarafından belirlenmiştir ve cihad hayatın daha çabuk sona ermesine sebep olmaz, geçimi zorlaştırmaz. Cihad bugün kafir güçlerin Müslümanların topraklarını ve kutsal yerleri işgal etmesinden, mürted yöneticilerin hakim hale gelmesinden dolayı bireysel bir zorunluluk haline gelmiştir. Ve ulemanın; zındıklığın ve küfrün ortadan kaldırılmasına dair ittifakı vardır.

İslam’ın şehidlerinden Şeyh Abdullah Azzam’ın dediği gibi “cihad, Endülüs’ün düştüğü günden beri Müslümanların her biri üzerine farzdır.”

Yine cihadın diğer önemli liderleri de ümmeti cihad meydanlarına çağırmaktadır. Bu yüzden sevgili kız kardeşlerim, şeriatın bu yükümlülüklerinin gerisinde kalamayız ve buna diğerlerini de teşvik etmeliyiz.

Ve sizlere cihadımızın galip gelip kazandığı müjdesini vermek istiyorum. Batı medyası, bir çok cihad alanında haçlı ve yahudi kayıplarının çok az bir kısmını kabul etmesine ve çoğunu saklamasına rağmen mücahidlerin medyasındaki gerçek savaş alanı raporlarını araştırırsanız batı medyasının yanlışlığını görürsünüz. Bizler sekiz yıldan beri devam eden savaşımızda Çeçenya’dan İslami Mağribe kadar haçlıların başarısızlığının yaşayan örneğiyiz. Bu yüzden Allah’ın Yüce Kitabında belirttiği zaferine güvenin: “Müminler Allah yolunda, kafirlerse Tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşınız. Çünkü şeytanın hilesi düzeni zayıftır.” (Nisa 76)

Sizleri Allah’a emanet ediyorum.

Duamızın sonu Allah’a hamddır. Salat ve selam peygamberi Muhammed sav’e, onun ashabına ve yolunu takip edenlere olsun.

Esselamu aleykum ve rahmetullah ve berekatuhu

Kardeşiniz Eymen el-Zevahirinin hanımı, Allah yolundaki kardeşiniz Umaima Hassan Ahmed Mohammed Hassan

İngilizce’den çeviri: Hanne Meryem

İngilizce aslı: https://www.dropbox.com/s/x3525rum0qniv4m/uma.pdf?dl=0

Ümmet İslam

BU HABERLER DE VAR!

Filistin’i Kurtarmanın Yolu

Yahudilerin işlediği bu insanlık suçuna karşı, takınılması gereken tavır iki şekilde olmalı; Birinci Yol: Meydan okuyup …

Küresel İslami Direniş Birliklerinin Çalışma Disiplini

Ebu Mus’ab El Suri 2005 yılında Ravalpindi’de Pakistan askerleri tarafından tutuklanmış bazı kaynaklara göre burada …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Selsebil Medya

Yeni içeriklere daha çabuk ulaşmak için Telegram kanalımızı takip edebilirsiniz.

KANALA KATIL
KAPAT