Cuma, 20 Ekim 2017

Tevhid Nedir?

 

Tevhid Nedir?

Tevhid, sözlükte birlemek, tek kılmak gibi anlamlara gelmektedir. Bir insanın İslam dinine mensup bir Müslüman olabilmesi için Allah Azze ve Celle’yi zâtında, rububiyetinde, ulûhiyetinde, isim, sıfat ve fiillerinde birlemesi gerekmektedir. Kişi bu birlemeyi “La İlahe İlallah” sözü ile açıkça söyler ve bu kelimeyi amel ederek hayatına yansıtır. Bu söz kişinin Müslüman olabilmesi için söylemesi gereken söz olduğu gibi aynı zamanda bir sözleşmedir de. Kişi bu söz ile bir şeyleri kayıtsız şartsız kabul ettiği gibi bir şeyleri de kayıtsız şartsız reddetmesi gerekmektir. Konunun daha açık bir şekilde anlaşılması için önce Tevhid’in kelimesi olan “La İlahe İllallah” cümlesinin anlamının anlaşılması gerekmektedir.

La İlahe İlallah nedir?

La Arapçada reddetmek manasında “Hayır!” anlamına gelmektedir.Kişi La İlahe İlallah derken Allah’tan başka hak olan hiçbir ilahın olmadığını ve ilahlık iddiasında bulunanların batıl olduğunu aynı zamanda da bu iddiada bulunanları reddettiğini açıkça söylemektedir. Yani Müslüman bir kişi İlah olarak sadece Allah’ı kabul eder ve Allah’tan başka ilahlık iddiasında bulunanları reddeder. Bu da bizleri şu sorulara yönlendirmektedir.

İlahlık iddiasında bulunmaktan kasıt nedir? Ve İlah ne demektir? Yüce kitabımız Kur’an’da Allah Azze ve Celle sadece kendisinde bulunan İlahlık vasıflarını bizlere bildirmiştir.

Örneğin;

“Yaratmak Allah’a mahsustur.” (Araf Suresi 54. Ayet)
“Yaratıcı ancak rabbindir.” (Hicr Suresi 86. Ayet)
“Her şeyi yaratan Allah’tır.” (Zümer 62.Ayet)

Bu ayetler bize açıkça gösteriyor ki YARATMAK sadece ve sadece Allah’a ait bir özelliktir. Ve İlahlığın özelliklerinden birisidir. Müslüman kişi yaratıcı olarak sadece Allah’ı kabul ederse Müslümanlık vasfını korumuş olur. Fakat sadece yarıtıcı olarak Allah’ı kabul etmesi yeterli değil aynı zamanda Allah’tan başka yaratıcılık iddiasında bulunanları reddetmesi ve onlara açıkça düşmanlık etmesi gerekmektedir.

Şimdi İlahlık vasıflarından diğerlerini yüce kitabımız Kur’an ışığında inceleyelim.


– RIZIK VE ŞİFA VERMEK

Rızık vermek tamamen Allah’a ait bir özelliktir. Müslüman bir kimsepatrondan, devletten, müşteriden veya herhangi bir şeyden rızık beklemez. Bunlar rızkı kişiye getiren vesilelerden ibarettir. Aynı şekilde şifayı veren de sadece Allah’tır. İlaçlar, yiyecekler, veya hareketler sadece vesilelerdir.

“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın…”
(Hud Suresi 6. Ayet)

“Müşrikler, Allah’ı bırakıp, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızka sahip olmayan ve sahip olmaya gücü yetmeyen şeylere taparlar.”
(Nahl Suresi 73. Ayet)

– GAYBI (BİLİNMEYENİ) YALNIZ ALLAH BİLİR

Gayb, görünmez, anlaşılmaz ve o esnada duyu organlarımızla hissedilemeyecek alemdir. Bu gelecek olabilir Müslüman geleceği yalnız Allah’ın bildiğine iman eder. Yine bu şuan olmadığımız bir yerde olanları hissetmek yada görmek gibi manalara getirilebilir. Gaybı yalnız Allah bilir.

“De ki: Göklerde ve yerde, Allah’tan başka kimse gaybı bilmez. Ve Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.”
(Neml Suresi 65. Ayet)

– MÜLKÜN TEK SAHİBİ ALLAH’TIR.

Yeryüzündeki ve gökyüzündeki bütün mülkün tek sahibi Allah’tır. Müslüman bir kimse bütün mülkün Allah’ın olduğu inancı içerisinde olmalıdır.

“De ki: Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin; dilediğinden çekip alırsın; dilediğini aziz kılar; dilediğini zelil edersin, hayır yalnız senin elindedir. Gerçekten sen her şeye gücü yetensin.”
(Ali İmran Suresi 26. Ayet)

– HÜKMETMEK (KANUN KOYMAK)

Hüküm, hakimiyet, egemenlik, saltanat ve yaratılan tüm varlıklara yol göstermek sadece Allah’a mahsustur. Müslüman sadece Allah’ın kanun ve ölçülerini dikkate alır. İnsanların, meclislerin v.b. şeylerin koymuş olduğu kanunları reddeder. Hiçbir şekilde rıza göstermez ve düşmanlığını açıkça belli eder.

“…İyi biliniz ki, yaratmakta hükmetmekte yalnız Allah’a mahsustur.”
(Araf Suresi 54. Ayet)

“Hüküm ancak Allah’ındır.” (Yusuf Suresi 67. Ayet)

“Allah hiçbir kimseyi hükümde kendisine ortak kabul etmez.”
(Kehf Suresi 26. Ayet)

“Allah’ın kanunları ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.”
(Maide Suresi 44. Ayet)

– FAYDA VE ZARAR VERMEK

Fayda ve zarar vermek mutlak anlamda Allah’a nispet edilir. Müslüman muskalardan, taşlardan, nazar boncuklarından, insanlardan, şeyhlerden fayda ve zarar beklemez.

“Eğer Allah sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir fayda verecek olursa O’nun lütfunu engelleyecek yoktur. O, fazileti kullarından dilediğine verir. O bağışlayandır, merhametlidir.”
(Yunus Suresi 107. Ayet)

– ÖLDÜRMEK VE DİRİLTMEK

Öldürmek ve dirilmek sadece Allah’a nispet edilir. Müslüman ölümün ve yaşamın sadece Allah’ın izni ile gerçekleşeceğini kabul eder.

“Şüphesiz ki, öldüren ve dirilten O’dur” (Necm Suresi 44. Ayet)

 

– DUALARA İCABET ETMEK

Dua yalnız ve yalnız Allah’a edilir. Dualara karşılık veren de yalnız Allah’tır. Müslüman, evliya olarak bilinen kişilerin olsun din alimleri olsun yada peygamberlerin bile dualara icabet edemeyeceğini bilir. Hiç kimseye bir istekte bulunmak sureti ile dua edemez.

“Gerçek dua ancak O’nadır; O’ndan başka yalvarıp durdukları ise onlara hiçbir şeyle karşılık veremezler. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avcunu açana benzerler ki, o, ona gelmez. Kafirlerin duası hep bir sapıklık içindedir.”
(Rad Suresi 13. Ayet)

– YALNIZ ALLAH’A İBADET ETMEK

Ruku, secde, kıyam (tazim duruşu), kurban kesmek v.s. gibi ibadet fiilleri yalnız Allah’a yapılmalıdır. Müslüman hiçbir maddenin veya kişinin veya cismin önünde secde etmeyeceği gibi hiçbir şeyin önünde kıyam (tazim duruşu) yani günümüzde saygı duruşu olarak adlandırılan kimi zaman bir heykelin kimi zaman bir insanın (şeyhin) veya bir kabrin önünde gerçekleştirilen bu duruşu da gerçekleştirmez. Yine Müslüman Hiçbir kimse için kurban kesmez.

“Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz!”
(Fatiha Suresi 5. Ayet)

– KALBİ MESELELER

Sevgi, korku, tevekkül ve sığınma gibi kalbimizden geçen duygular hususunda bir Müslüman Allah’tan çok kimseyi sevmez ve Allah’tan çok (Allah’tan korktuğu gibi) kimseden korkmaz. Aynı şekilde ister alim ister şeyh olarak nitelendirilen birisi olsun isterse maddi anlamda güçlü birisi olsun ona sığındığında sırtının yere gelmeyeceğini düşünerek bir Müslüman kimseye sığınmaz. Kalbi meselelerde örnekler arttırılabilir.

“De ki: «Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, aşiretiniz, ele geçirdiğiniz mallar, kesat olup gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler size Allah ve peygamberinden ve onun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah öyle fasıklar güruhunu doğru yola erdirmez.”
(Tevbe Suresi 24. Ayet)

– YALNIZ ALLAH’TAN MEDET VE YARIM BEKLEMEK

Gerek kalben gerek açıkça olsun Müslüman kimse Allah’tan başka kimseden medet beklemez. Medet beklenilen bu şey gerek bir nazar boncuğu gerek bir ölünün ruhaniyeti gerek bir sahabe gerek bir şeyhin ta kendisi olsun. Müslüman yalnız ve yalnız Allah’tan medet bekler.

“Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz!”
(Fatiha Suresi 5. Ayet)

İşte İlahlara ait olan özelliklerin bir çoğunu yukarıda derlemeye çalıştık. Bu gibi özelliklerde dünyada bazı kurum, kuruluş ve şahsiyetler bu özellikleri kendilerinde görmektedirler. Bazı şahsiyetler de bu özellikleri Allah’tan başkasına yüklemektedirler. İşte biz Müslümanlar “La İlahe İlallah” kelimesini dilimiz ile açıkça söyleyerek İlahlık özelliklerinin tamamını Allah’a nispet etmekte ve bu özellikleri kendilerinde görenleri ve ya Allah’tan başkasına nispet edenleri reddetmekteyiz. Bu reddetme hususu kişinin Müslüman olabilmesi için şarttır. Yani bir kimse bu özellikleri sadece Allah’a nispet ediyor fakat ilahlık iddiasında bulunanları veya başkalarına bu özellikleri nispet edenleri reddetmiyor ise kişinin imanı ve tevhidi sabit değildir. Bu reddetme gerek dil ile açıkça söyleyerek gerek el ile icraate dökülerek gerek kalp ile buğzedilerek gerçekleştirilmelidir. Bu hususta yüce kitabımız Kur’an’da Allah Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır;

“Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapkınlıktan ayrılmıştır. Kim TAĞUTU REDDETİP ALLAH’A İMAN EDERSE, kopmaz ve sağlam bir kulba yapışmıştır. ALLAH işitir, bilir.” (Bakara Suresi 256. Ayet)

İşte Allah Azze ve Celle bu ayette kişinin imanı için öncelikle tağutun reddini şart koşmuştur. Tağut Allah’a ait özelliklerin Allah’tan başka varlıklara verilmesi gibi Allah’a ait olan özellikleri kendi bünyesinde barındırdığını iddia eden diğer varlıklarda olabilmektedir. Bu varlıklar kimiz zaman bir put, kimi zaman bir devlet, kimi zaman bir insan, kimi zaman bir cisim olabilir.

Konumuzun hülasasına gelecek olursak, yukardaki bilgiler ve ayetler ışığında Tevhid, kelime olarak “La İlahe İllallah” demek, Allah’ı birlemek, Allah’tan başka ilahlık iddiasında bulunanları reddetmek ve yaşantımızı bu koşullar altında idame etmektir. Kişi dili ile bu kelimeyi söyleyerek Tevhid yolunda ilk adımını atar ve bu kelimeye sadık kalarak Müslüman olur. Aksi halde kişi bu hususları hayatına idame etmez ise müşriklerden ve kafirlerden olabileceği gibi sonradan bu yoldan dönerse riddete düşer.

Biz Müslümanlara Tevhid nimetini veren Allah Azze ve Celleye hamd ederek ve onun Resulü olan Muhammed Sallalahu Aleyhi ve Selleme salat ve selam ederek yazımızı burada sonlandırıyoruz. Makaledeki doğrular Şüphesiz Allah’tan, makaledeki yanlışlar şüphesiz bizlerden kaynaklanmaktadır.

tevhid.info

BU HABERLER DE VAR!

Yoksa Kalbin Öldü Mü?

  Bu can alıcı sorunun cevabını soracağım soruyla cevaplandıralım öncelikle; Peki, tertemiz, bozulmamış kalp nedir? …

Müslüman kadın için; Çarşı ve Pazar gezmek

  Müslüman kadın için; Çarşı ve Pazar gezmek Ebu Hureyre radıyallahu anh’ten rivayeten Rasûlullah sallallahu …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Selsebil Medya

Yeni içeriklere daha çabuk ulaşmak için Telegram kanalımızı takip edebilirsiniz.

KANALA KATIL
KAPAT